Yıllar önce zorunlu göçe tabi tutulup, yüz binlerce insanı doğup büyüdükleri topraklardan ayıran bir zihniyetin yarattığı sorunları gidermeye çalışırken bu kez de Bulgaristan’da yaşayan Müslümanların (Asimilasyona yönelik dini inançlarını) baskı altına alma girişimlerine yöneldiğini görmekteyiz.
Müslüman azınlığın demokratik bir hakkı kullanarak özgür iradeleriyle seçtiği Baş Müftünün, Bulgaristan yönetimince tescil edilmeyerek, yerine yirmi yıl öncesi acımasız olayların uygulayıcılarından, istihbarat subayı Nedim Gencev’in atanması hakka, hukuka uygun olmayan Devlet baskısının bir sonucudur. Aynı zamanda gelecek için bazı endişeleri de beraberinde getirmektedir..
Nedim Gencev’in açtığı dava kısa bir sürede neticelendirilirken, Müslüman topluluğun özgür iradesiyle seçilen müftülükçe açılan davaların bazı şartlar bahane edilerek sürüncemede bırakılması, Bulgaristan’da yargının ne durumda olduğunun, sorumsuzluğunun bir örneğidir.
Özgür iradeyle yapılan bir seçim sonucunun Bulgaristan hükümetinin tescilini zorunlu kılan ve Avrupa Birliğince değiştirilmesi istenen (Bulgaristan Dini Cemaatler Kanunu) hükümlerinin uygulanması (Dine Dayalı ) ayrımcılığın tipik bir örneğidir.
AB sınırları içinde yer alan bir Devletin, AB standartlarını bir kenara bırakıp, dini özgürlüklere müdahale etmeye yönelmesi, insan onuruna yönelik bir girişim ve hakarettir.
Başka bir anlamda da Birleşmiş Milletler İlkelerinin tanınmaması ve çiğnenmesinin tipik bir örneğidir.
Bu arada, Bulgaristan yönetimine karşı, azınlık haklarının korunması ve insanlık haklarıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de açılan davaların çokluğu ve bu ülkeyi ilk sıralara getirdiği de bilinen bir gerçektir.
Bu son olay ve benzerleri (Asimilasyon ve Baskıcı Politikalar uygulanmasına rağmen) Bulgaristan’daki soydaşlarımızın, kendilerini ilk önce “ Bulgaristan Vatandaşı “ olarak kabul etmelerine rağmen, yasaların verdiği VATANDAŞLIK Haklarından dahi mahrum bırakılma çalışmaları, Baş müftülük yapılanmasındaki uygulama gelecekte azınlık hakları konusunda başka ihlallerin olacağı yolunda da önemli bir göstergedir.
Bütün temennimiz, komşumuz, dostumuz ve ortak çıkarlarımız olan Bulgaristan Yönetiminin yirmi yıl öncesinin sinyallerini veren (Bulgaristan’daki Müslüman Topluluğun) üzerindeki İnsan Hakları – Din ve Vicdan Özgürlüğünü engelleyen siyasi, hukuki, idari yaptırımların derhal sona erdirilmesidir.