BAĞIŞ ERTEN
Nereden nereye? Geçen yıl ligin ilk Ali Sami Yen maçında Galatasaray Denizlispor’u 4-1 yeniyor, biz de Rijkaard’ı bir ‘zihniyet transferi’ diye alkışlıyorduk. Şimdi 'kamp yapar-yapmaz’dı, 4-3-3 takıntısıydı, siniriydi derken neleri tartışıyoruz. O da giderse memleket olarak bir rekor daha kıracağız. Löw, Del Bosque, Aragones, Lemerre... Nedir? Dünya Kupası da kazansan, Avrupa Şampiyonu da olsan, hem futbolcu hem de teknik adam olarak Avrupa’nın tepesine de çıksan bir sene sonra yıpranırsın ve 'yar saçların lüle' türküsü pusuda bekler.
Oysa sezonun ilk ‘beş büyükler’ derbisini bu tartışmanın ötesinde izlemek nefis oldu. Sezon başı için müthiş tempolu, aritmetiği kuvvetli ve oyun zekası yüksek bir maç vardı sahada. Baskılı başladı ev sahibi. 4’te bir Sarp’ın bu bu sayede geldi. Ardından 9’da Arda dürtemedi. Ama golle kurulan baskı arasında determinist bir ilişki yoktu. Hele de akıl oyuna katık olmuyorsa. Buna karşın Bursaspor ilk atağında 15’te golü buluverdi. Önce Volkan çok akıllı bir orta yaptı, defanstan seken topu ise Ergiç ağlara gönderdi. Bu zekice hamle konuk ekibin geçen seneye referansı ve reveransıydı adeta. Sonrasında tribünlerin of çekmesi sadece bu gole dönük değil birikmiş bakiyenin yansımasıydı. Artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorlardı ve 32’de gelişen Volkan’la, Batalla’yla gelişen kontratak gol olsa fişi çekerlerdi. 34’te Kewell’in yedinci kornerde indirdiği kafa aslında Baros’a asistti. Ama içeri dürtemedi Çek oyuncu. Arkası da vardı. 35’te Kewel’ın tam köşeyi bulamaması ve yine korner, yine korner, yine korner... Hiçbiri gol olmadı, lakin maça bir tat, bir doku geldi. 42’de Baros’un topuna ayak koyan Ömer Erdoğan hiç değilse şunu gösteriyordu. Bursaspor boşa şampiyon olmadı ve bu ülkenin en akılcı, en mücadeleci toplarından biri Yeşil-Beyazlı ayaklarla oynanıyor. Bu tablo hangi tarafı tutarsanız tutun ikinci yarı için insanı heyecanlandırıyordu doğrusu.
Aslolan dünyayı değiştirmektir
İkinci yarı aynı fazdan açıldı. Daha dakika dolmadan Volkan dalıyor, buna karşın Galatasaray oyunu yine rakip sahaya yıkıyordu. 60 gibi on beşinci kornerini attı ev sahibi. Ama hâlâ golün menziline giremiyorlardı ve daha fazlasına, misal Arda’nın daha iyi oyununa, kanatların akışkanlığına ihtiyaçları vardı. Buna karşın Bursa bildiğini okuyordu. 63’te ya da 75’te Volkan muhteşem oyununa gol iliştirse işin rengi erken değişirdi. Son 20’de Barış yerine Elano girdi oyuna. Onunla da olmadı. Hatta son bölümde gole daha yakın görünen yine Bursa’ydı. 83’te ‘Marksist’ Ergiç’in golü bu durumu tescillemekle kalmadı, geçen seneki devrimin ‘kesintisiz devrim’ olabileceğini de gösterdi: 2-0. Ivan, on birinci teze nazire yaparcasına, Adnan’lar gibi futbol dünyasını yorumlamak yerine o dünyayı değiştirmişti işte. Kazandı şampiyon. Üstelik daha da özgüvenli ve şık bir şekilde. Galatasaray ise boşa giden 17 kornerle, o meşhur 23 kornerlik Göteborg maçını hatırlattı. Ama, üç korner bir penaltı kuralı sokak futbolunda kalmıştı ve bundan çok daha fazlasına ihtiyaçları vardı.
MAÇTAN NOTLAR
* Galatasaray-Bursaspor maçının ilk yarının son dakikasında Volkan Şen'in elle dokunduğu top neticesinde ikinci sarı karttan atılması gerektiğini düşünen Galatasaraylı futbolcular, hakeme uzun süre itiraz etti. Oyunun başlamasından sonraysa hakeme omuz atan Milan Baros sarı kart gördü.
* Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, Buraspor karşısında kaleyi, geçen sezon sadece Ziraat Türkiye Kupası’nda üç maçta forma giyen Ufuk Ceylan'a teslim etti. Böylece genç file bekçisi Süper Lig’de ilk kez Galatasaray kalesini korumuş oldu.
* Karşılaşmanın son bölümlerinde sarı-kırmızılı tribünlerde yönetime, özellikle de Futbol AŞ Başkanı Adnan Sezgin'e tepkiliydi. Galatasaray taraftarları hep bir ağızdan Adnan Sezgin'i istifaya davet etti. Taraftarlar eski yönetici Haldun Üstünel'eyse sevgi gösterilerinde bulundular.
* Sarı-Kırmızılılarda sakatlıkları bulunan Serdar Özkan ve Mehmet Batdal 18 kişilik maç kadrosunda yer almazken sakatlığı geçen Lorik Cana yedek soyundu. Dünya kupası finallerinde sakatlandıktan sonra uzun süre sahalara dönemeyen Brezilyalı Elano Blumer de iyileştikten sonra ilk kez 18 kişilik kadroya girdi.
* Alınan kötü sonuçlar sonrasında hedef tahtasına çıkarılan Frank Rijkaard'a Galatasaray’lı taraftarlar açtıkları bir pankart ile destek oldu. Kapalı tribüne asılan pankartta, İngilizce olarak, 'Forever Frank Rijkaard' (Sonsuza kadar Frank Rijkaard) yazısı dikkati çekti. Taraftarlar ayrıca, futbolcular ve Rijkaard lehine uzun süre tezahüratlar yaptı.
* Galatasaray ve Bursaspor taraftarları maç öncesinde birbirleri aleyhinde küfürlü tezahüratta bulundular. Kendilerine ayrılan misafir tribünün bir bölümünü dolduran Yeşil-Beyazlı taraftarlar takımlarını 'Şampiyon' diye karşıladılar. Öte yandan, maç öncesinde iki Bursasporlu taraftarın göz altına alındığı öğrenildi.
* Geçtiğimiz ay vefat eden Galatasaray Marşı’nın bestecisi Selmi Andak, maç öncesinde statta anıldı. Statta yapılan anonsla ünlü besteci unutulmazken, daha sonra bestelediği Galatasaray Marşı çalındı.
* Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat’ın karşılaşmayı izlemeye takım elbiseyle gelmemesi dikkati çekti. Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı’nın takım elbiseyle izlediği karşılaşmada, yanında oturan başkan Polat’ın, gömleğini dışarı çıkartmış rahat bir kıyafet tercih ettiği görüldü.
Kaynak: Radikal.com.tr