Otobüste gazetesini okumaya çalışanların gazetelerinin arka sayfalarını mı? Okuyun. Onları okumanın da yararı vardır mutlaka. Yolda gördüğünüz reklam panolarındaki yazıları mı? Tüketime davetiye çıkaran, ‘biraz daha param olsa da alsam-yapsam’ dedirten türdeki reklamları mı okursunuz? Belki de mekanların tabelalarını okuyorsunuzdur. Gittikçe Türkçeden uzaklaşan, yabancı olunca adıyla mekana Avrupa-i hava katacağına ve kalitesini arttıracağına inanılan isimleri mi okuyorsunuz? Okuyun. Boş boş çevreye bakınmaktan iyidir. En azından nerede, nasıl bir yer gördüğünüz aklınızda kalıyorsa daha sonra öyle bir yere ihtiyaç duyduğunuzda ya da adres tarif edildiğinde bilginiz olmuş olur. Merak ettiğiniz kelimelerin anlamlarını da öğrenebiliyorsanız birkaç kelime yabancı dil öğrenmiş olursunuz en azından.
Yada tv.de alt yazıda geçen satırları okuyorsunuzdur. Okuyun tabi. Okunsun diye geçiyor o yazılar da. İster reklam olsun, ister haber. Okunmalarının zararı olmaz, yararı olur.
Mail mi okuyorsunuz sadece? O da iyi olabilir. Yeter ki içeriği insanı güldürsün, bilgilendirsin, mutlu edebilsin.
Kitap okuyor musunuz, demiyorum. Biliyorum ki bunun için mutlaka “vaktim olmuyor” bahaneniz vardır. Ya da “kitaplar çok pahalı. Sıra ona gelene kadar daha önemli şeyleri alıyoruz.” dersiniz. Sigaraya, sağlıksız eğlencelik yiyeceklere nasıl para harcadığınızı da sormayacağım. Veya “televizyon ile bilgisayar başında oturmaya nasıl zaman buluyorsunuz da kitap okumaya vaktiniz olmuyor?” demeyeceğim! Bugünkü okuma konumuz kitapla ilgili değil. Dedim ya, nasılsa bahaneleriniz var. Ne tür kitaplar okursunuz, diye de sormuyorum.
Okumak deyince ‘gazete okuyorum ya’ diyenler de var tabi. Bunu da okumaktan sayarsak o zaman size ‘para bulup da aldığınız gazete ve dergilerde nereleri okuyorsunuz, hangi sayfalarına bakıyorsunuz?’ diye sorabilirim. (acaba bu soruma yanıtlar alabilir miyim? Maillerinizi beklerim.)
Ne okuyorsunuz gazetede, dergide? Ana sayfa haberlerini mi? Tamam. Olan bitenden haberiniz olsun. Çok iyi. Sonra? 3. sayfa cinayet haberlerini okur musunuz? İnsanın içini oyan, deşen, üzen, çaresiz kılan, sinir eden, bir şeyler yapmak istediğiniz halde ne zarar görene ne de zarar verene bir şey yapamadığınız türden sizi eli kolu haberi okumaya mecbur eden sayfalar. Gözünüze sokmaya çalışılır gibi sergilenen kanlı, cinayetli, cesetli resimleri olan korkunç yazılar! Zaten ana sayfada görüp, okuduklarınızdan canınız sıkılmıştı. Çatacak, sinir olacak bir şeyler arıyordunuz. Şimdi hepten tadınız kaçtı değil mi? “Dünyanın çivisi çıkmış. İnsanın insana sevgisi-saygısı kalmamış” diye sızlanıyorsunuz değil mi? Üzgünüm. Bunları da yazıyorlar işte. Kime, ne sağlıyorsa?
Sonra? Magazin sayfalarını okur musunuz? Ünlüler, zenginler nasıl yaşıyor, neler alıyor, nerelere gidiyor? Kim kimle yaşıyor? Hangi ünlüye hangi zengin ne almış, ne yapmış. Kim evlenmiş, kim ayrılmış. Okursunuz değil mi? Okuyun. Okumaktan zarar gelmez tabi. Yeter ki zenginin malı züğürdün çenesini yormasın. O hayatlara özenilerek cahilce hatalar işlenmesin. ‘niye ben öyle yaşayamıyorum?’ özentisi oluşmasın. Bakmayın gazetelerin, dergilerin onların hep iyi yanlarını gösterdiklerine. Siz hiç ünlü ve zengin insanları kötü hallerinde gördünüz mü? Ya da nelere üzüldüklerini, ne hastalıkları, sıkıntıları, dertleri, düşmanları olduğunu düşündünüz mü? Bu tarz haberlerini okudunuz mu? Belki de o özendiğiniz insanlar sizin gibi sıradan bir hayat yaşamaya özeniyorlardır. Sade bir vatandaş olmayı isteyenleri de vardır. Belki de en mutlusu aslında sizsinizdir. Okuyun ama çok da takılmayın size güzel renkleriyle sunulan magazin hayatına.
Ekonomi sayfaları. İki kuruş parayı arttırmaya çalışmanın mücadelesi ile gelecek günlerde neyin durumunun nasıl olacağını öğrenme, haber alma gayreti de güzeldir. Belki bu sayede biraz olsun ilerde eliniz rahatlar? Belli mi olur? Okuyunuz. Spor? Spor sayfalarını da, dergilerini de okuyun tabi. Haberiniz olsun. Ama hayatınızda en çok sevdiğiniz şey futbol olmasın!
Bunların dışında ders kitabı, şarkı ve dua okuduğunu söyleyenler de olacaktır tabi. Okuyunuz efendim. Onları da okuyunuz. Size yarar verecek, değer katacak, sizi yaşadığınız her şeyden haberdar edecek, keyif ve mutluluk verecek her şeyi okuyunuz. Sadece sinirleneceğiniz, özeneceğiniz, sizi yetersizliklerinizle mutsuz edecek yazıları okumayın. Zaten yaşadığımız hayat hepimizi (küçük yaştakileri bile) yeterince huzursuz ve mutsuz edecek gerçeklerle dolu. Siz, kendinize bilgi; sohbetlerinize tat, hayatınıza kolaylık ve neşe, işlerinize pratiklik, zamanınıza öğrendiklerinizle kalite katacak yazıları okuyun ve paylaşın. Okumaktan zarar gelmez. Okunacak en kötü şey bedduadır. Yeter ki beddua okumayın! Aman sakın!
Yorum: Ayşegül TOKER