Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
25 Ağustos 2010 Çarşamba 00:19
  AYŞEGÜL TOKER
  
KEŞKE APTAL OLSAYDIM.
 
Öyle ya. O zaman gecenin bir vakti, içimdeki sıkıntılarla yataktan kalkıp, kaleme kâğıda sarılmazdım. Aptal bir kadın olsaydım ve kafamı kullanamasaydım şimdi daha sıradan ama belki kendi dünyasında daha mutlu bir yaşam süren bir vatandaş olurdum. Düşünemeyen ve fikir üretemeyen bir kadın olsaydım, beni gecenin bu saatinde yatağımdan ancak, geceden ıslatmayı düşüneceğim fasulye ya da nohutlar kaldırabilirdi herhalde. Yarının yemeği için yapmam gereken hazırlıklardan ötesini düşünmezdim.
Kitap okuduktan sonra dua okuyarak yatmak yerine her şeyi Allah’a havale eder, o nasıl isterse öyle olur, mantığıyla sadece günü tok ve sorunsuz geçirdiğim için şükrederek uykuya dalardım.  
Büyük olasılıkla ergen oluşumdan birkaç yıl sonra evlendirilirdim benim gibi okumayan-yazmayan, kafasını günlük hayatı için çalıştıran anne babam tarafından. Onlar gibi yaşayıp- düşünen bir de kocam olurdu askerliği bitirir bitirmez başı benimle evlendirilerek bağlanan! Her insanın yeryüzüne geldiğinde oynaması gereken rolü oynaması gerektiğine şartlandırılmış gibi evlendirilir, evlenir, yirmilerin başında birkaç çocuk sahibi olurdum. Şimdiki gibi okuyup, yazayım da öğrenip, öğreteyim diye düşüncelerim olmazdı. Ne dünyayı ne hayatı, ne de geçmişimiz, geleceğimizi anlayıp düşünürdüm. Haberleri, tartışma ve yarışma programlarını izlemez, dizilerle, eğlence programları ile hayatın boş ve yalan yüzüyle eğlenirdim. Okumaz- yazmaz biri olacağım için de ne geçmişimi düşünürdüm, ne geleceğimi. Nereden geldik, nereye gidiyoruz lafları bana kafamın almadığı, çok ciddi adamların ve bilginlerin, tarihçilerin, profesörlerin düşünmesi gereken konular gibi gelirdi. Ben sadece evimi ve çocuklarımı düşünürdüm. Geleceklerinin nasıl olacağını da düşünmediğimden “Allah verdi” der, sağlığım elverdiğince çocuk da doğururdum. Onları okutabilmişim, eğitebilmişim, ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı hayat sunabilmişim sunamamışım düşünmezdim.”Allah rızkını verir.”der, gerektiğinde bir kuru ekmekle doyurur, yıkar, paklar, sokağa salardım. Hayatım boyunca düşüncem kocamı doyurmak, çocuklarımı ve aile fertlerini hizmetlimle mutlu etmek olurdu. Anne babalarımıza hizmet eder, günümün büyük bölümünü yemek ve temizlik yaparak geçirirdim. Aklım almadığı için çocuklarıma da sadece “okuyun, çalışın, iyi iş sahibi olun, çok para kazanın.” tarzında bir sözlerle hayatlarını yönlendirmekte rol oynardım. Çocuklarda anne-babalarından görüp, öğrendikleri gibi yaşamaya başlarlardı bir zaman sonra. Okumakla para kazanılmadığı ya da rahat yaşanılmadığını düşünürlerdi. Hatta okumakla iyi iş sahibi olunmayacağına da kanaat getirirlerse ya meşhur olup, çok para kazanmak için sanat ve sporun değişik dallarında şanslarını denemeye çalışırlardı. Ya da birilerinin sözlerine kanıp, kısa yoldan çok para kazanmak hayali ile ticarette yanlış yollara saparlardı. Tabi bu işlerde ne kadar başarı kazanılır ve şansları ne kadar yaver gider bilinmez. Birçoğunun zirveye tırmanma arzusu içinde yanlış insanlara, yanlış düşünce ve vaatlere kanarak, hatalı kararlar verdiği, kötü yaşamları olduğuna şahit olurduk. Bu çocukların bilgisi ne olacaktı ki? Hangi akılla, bir küçük hediyeye ve tutulmayacak sözlere kanmışlar, diye düşünürdüm. Ama belki de düşünmeden yaptıkları hatalara da “Kader”, “Allah’tan.” diyerek aldırmaz olabilirdim aptal olsaydım. Nasılsa okumuyor, düşünmüyor, kafa yormuyor, sorgulamıyor, sadece duyduklarıma inanıyor olurdum. Bu da beni kendi küçük dünyamda mutlu edebilirdi. Sadece kendi yarınlarımı düşünürken ne toplumu, ne dünyayı, ne gelecek yılları, ne tarihi, ne kazanılması gereken hayatın gerçeklerini düşünüp üzülmezdim. Bir çuval odunum, birkaç paket bakliyatım olsa bana yeter, ilerisini düşünmezdim. Üzerine ev inşa ettiğimiz toprağın akıbetini bile düşünmez, ne kadar zaman böyle bir hayat yaşayacağıma kafa yormazdım.
Off off. Keşke aptal bir kadın olsaymışım. Ne gerek vardı şimdi kuraklığı, tarihi, beslenmeyi, geçim derdini ve gelecek nesilleri düşünecek? Onları büyükler, bilim adamları filan düşünürdü değil mi? Benim kafam almazdı. Ama “olsun” der, günü tok ve temiz bir evde bitirdiğimi düşünerek, işsiz kocam, -belki de- tahsilini tamamlayamayacak çocuklarım ve hasta aile fertlerimle bir arada olduğum için mutlu olmam gerektiğini düşünüp, gülümseyerek dalacaktım uykuya. Şimdikinin tam aksi şekilde yani. 
Aptal olsaydım da bazı gerçekleri anlayıp üzülmeyip, uyuyabilseydim değil mi? Uyuyamayanlar ne demek istediğimi anlamıştır. Ama uyanık olmak da kimi zaman iyidir.
 
 
Yorum: Ayşegül TOKER
 
 
Bookmark and Share
Bu yazı toplam 180 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

    Anket
    Bursa il ve ilçelerinde hangi dalda yarışma düzenlenmesini istersiniz?
    Dans
    Tiyatro
    Ses
BELMAN AYDOĞAN
Uzm.Dr M.Ali Çelebi
Tüm Yazarlar
    BUGİAD BAŞKANI ALİ FUAT ER, BURSA’YI ‘MARKA KENT’ YAPABİLME DOĞRULTUSUNDAKİ HİZMETLERİNDEN DOLAYI BAŞKAN ALTEPE’YE TEŞEKKÜR ETTİ.
    Linkler
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
bursabolgegazetesi.com© 2007-2008,Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanması ve Yayınlanması Yasaktır