Haykırış...
Camın her karşısında oturuşumda, isyanlar sarıyor vücudumu, sessiz haykırışlarımla. Neydi günahım diye soruyorum Allah’ıma? Neydi bu çektiğim azap, genç yaşta tutmayan bacaklarımla ertelediğim düşlerimin hesabını kim verecek? Şimdi ruhumu karanlık bir sokakta titrek yanan bir sokak lambasına bağlıyorum ve hiç kimseye bir şey diyemeden öylesine acılarıma bakıyorum ve beni terk eden bacaklarıma. Beklide gecenin şiirini sokağın lambasına yazıyorum. Koşup dolaştığım sokağıma artık yabancı oldum sanki uzaklardan sadece buğulu camı silmekle yetiniyorum.
Bilmiyorum! Artık bahar gelecek mi bu karanlık kışıma? Yağmur yağacak mı? Tekrar yürürken üzerime? Umutlarım bir başka bahara mı kalacak yoksa? Gecenin ağlayan her noktasında gizlice bu biçare bedenimle birlikte düşünüyorum sessizce. Her sözüm küfre dönüşüyor nedense acımamalı hiç kimse diyorum kendimce. Bu acı hatıra kaldı sadece beynimde umutla coşan o güzel günlerden geriye. Nasılda sevdamız vardı yürekleri coşturan, şimdi ben büktüm boynumu sensizliği yaşarken, güneşimi çaldığı için isyan ediyorum o talihsiz güne. Senide kaybettim ya sözüm, yalnızlığıma kanat çırpıyorum öylece. Vefasızlık denen şey işte buydu belki de yaşama intizar ederek derin bir ah çekiyorum içimden öylesine sevgisizce.
İşte sevdiğim kendimce sevdasızlığım bu yüzden ve kendimin her gece Azrail’i oluşum bu yüzden…
Yorum: Belman AYDOĞAN