GÜNEŞSİZ YARINLAR.
Satmış ruhunu bir sokak lambasının titrek ışığına ve yakmış gökteki yıldızları bir mevsim hazanına, bu saymadığı kaçıncı kaldırımda akıttığı gözyaşlarıyla.
Sokak çocuğu olmak kolay değil, sokaklara bırakılmak,kendi kaderleriyle küçücük yaşta tanıştırılmak ve yalnızlığa sarılmak…..İşte sokak çocuklarımız.
Küçücük elleriyle tuttuğu mendilleri, kalemleri önümüze geçerek satmaya, sanki işletme fakültesinden mezun olmuşta staj yapıyormuş edasıyla çalışan çocuklarımız.
Arabaların önlerine kendilerini atarak ölüm korkusunu yaşama duygusundan uzak sadece cam silip evlerine para götürmeyi düşleyen sevgiden yoksun çocuklarımız.
Dünyaya gözünü açıp bebek olduğu an beşiğinde umarsız dünyanın kendisine sunacaklarını bilmeden uyurken ailesi tarafından beşik kertmesine maruz kalan, kendilerine sorulmadan sadece evlenmelerini onaylayan aileden yetişen ve çocuk yaşlarında anne baba olmak zorunda sorgusuzca bırakılan çocuklarımız.
Güney doğumuzda kız değiştirme olarak evlendirilmek zorunda bırakılan berdele maruz kalan çocuklarımız.
Gamzeli bir yıldız bir gülüş bırakıyor uzaklardan kendince yaşanmışlıklarına. Götürülürken bilinmezliğe sandık dolusu umutları yanında, ne olduğunu anlayamadan organları için yok edilen çocuklarımız.
Kurduğu hayallerin tam ortasında çökmüş karabulutlar tüm yaşamına, sevmeyi bilmeyen dudaklar çoktan susmuş izlemekte koskoca açılan yarayı bilinmez çığlıklarla, avuçlarında tuttuğu son umut kırıntılarının yok olduğu aile içi ensese maruz kalan çocuklarımız.
Bir parçacık ağıt sarıcam mısralarıma, anaların yüreklerine camdan kırılgan acılar çizmek zorunda kalacam, içim kanayarak paylaşacam yorumsuz yazacam, çocuk pornosuna maruz kalan çocuklarımız.
İşte böyle!
Onlar üzerinde bizim sakladığımız düşler nerede?
Nerede? Geleceğin Türkiye’sine imza bırakmayı düşlediğimiz geleceğimiz, ama sahip çıkamadığımız çocuklarımız.
Şimdi soruyorum sizlere…….
Bizler, bu çocuklarımıza bir gün şiir oku dersek ne okuyacaklar acaba?
Yorum: Belman AYDOĞAN