Küçükmüşüm ailem tarafından terk edildiğimde, beni esirgeme kurumuna vermişler sokakta bulan kişiler, annemi babamı hiç tanımadım yaşım onbeş dendiğine göre, nüfusumu kurumda çıkartmışlar, adımıda Ali koymuşlar, bizim yuvada benim ismimden çok vardır, bizler hep bir arada yaşarız bir arada yatarız koşullarımız öyle kolay değildir, herkes katlanamaz, ben, öğretmenime anne demişim, baba demeyi ise çok geç söylemişim çünkü o sözcüğü kullanacak birisini bulamadım sanırım, aile ne demek hiç bilmiyorum, akşam olduğunda hep içimi bir hüzün kaplar, arkadaşlarımdan ayrılırım farkında olmadan tek başıma kalmayı yeğlerim nedense, zaten onsekiz yaşından sonra zaten tek kalacak olmamdan sanırım şimdiden kendimi hazırlıyorum hayatımın bana sunacaklarına.
Biliyor musunuz? Bu güne kadar benim hiç saçımı okşayan olmadı, bayramlarda beni hiç öpen olmadı sadece belli günlerde bizi ziyarete gelen kişilerin acıyan bakışların ötesinde beni hiç kucaklayan olmadı, hiç hikâye anlatanımda olmadı başımı bir omuza nasıl yaslayacağımı da bilmem öyle omuz hiç bulamadım.
Ağlamayı da hiç beceremem öyle doyasıya ağlayamadım bizlerin özgürce ağlamaları ve gülmeleri kolay değildir. Koskoca yıllarımı tek bir oyuncağımla geçirdim plastik kamyonumla, hediye gelen oyuncakları paylaşırdık başka seçeneğimiz olmazdı zaten hepimiz birer kadere yenik düşmüş çocuklardık hemde sorgusuzca.
Okul çağına geldiğimde bir okula beni kayıt ettirdi yuva yetkilileri, sınıfıma girdiğim vakit oturacak sıramı bile seçemedim, öğretmenimiz kendinizi tanıtın dediği an sıra bana gelince sadece yuva diyebildim, kısa ve öz, başka bir şeyim yoktu zaten.
Biliyor musunuz? Çok sorguladım kendimde niye ben dünyaya gelmişim diye niye böyle bir seçime layık görülmüşüm diye bunu sesli düşününce hemen azarlanırdım sakın konuşma dik başlılık yapma aykırı olma diye, bizim lügatimizde genellikle olumsuzluk eki çoğunluktadır birde uyarılar, hiç ödüllendirilmedik o yüzden ödül neye verilir bilmem.
Sevgiyi çok iyi bilmem, sadece bir kişi başımı öylesine bir kez dahi yanlışlıkla olsa dahi okşar gibi yaptıysa hemen ona kocaman sarılırdım sevgi beklide buydu, birde bakardım sarıldığım kişi beni uzaklaştırarak üzerini düzeltirdi oysa biz çok sık banyo yaptırılırdık ve birde çok sık başımızda bit kontrolü yaparlardı. Dayağa alışkınımdır hele kulak çekilmesine bağışıklıyımdır. Yaramazlıkta yapardık işte o zaman en kolay yönteme geçilirdi, sinerdik korkudan, korku… O duygu içimizde hep vardı sevinirken bile korkardık gülerken gürültü çıkarırda azarlanırız diye.
Ben düş kurmaktan derslerime pek önem verememiştim, o yüzden başarılı öğrenci olamadığım için beni mesleğe yönlendirdiler ileride kısa yoldan hayata geçebilmem için sanırım, bu yaşıma kadar neler yaşadım neler gördüm, ama bir kez olsun doğum günümü bile kutlayamadım hep keşkelerle sürdürdüm buradaki yaşamımı.
İşte böyle yuva çocuğu olmak kolay değildir yuvada yaşamak için yürek ister, o koşullara ayak uydurabilmek için bilek ister, yuvada günler kolay geçmez pencereden dışarıya bakarken annelerinin ellerini tutan çocukları seyretmek kolay değildir, bahçede babanın yaptığı uçurtmayı göklere uçuramamak kolay değildir, önüne konan aşı beğenmesen bile yemek kolay değildir, günaydın yavrum diyen sesin yerine çalınan zille uyanmak kolay değildir, gazete okuyan babayla sohbet etme yoksunluğunu yaşamak kolay değildir, kitap özgürlüğünü seçememek kolay değildir, hele yapılan tacizleri en az zararla atlatabilmek kolay değildir, yaman çelişkilerle yaşamaya maruz kalmak hiç kolay değildir…
Aile olmak nasıl bir duygu onu bilememe dahada zoru soramama, masal dinleyemeden büyümek uyurken üzerinin örtülememesi üşüyerek derin uykundan uyanmak hele gök gürültüsü ve şimşek çaktığı zaman yerinden sıçramak ve kucağına sığınacak birinin olmaması acıyla dolu dünyanın koca bir boşluğudur.
Yuva çocuğu olmak herkesin başaracağı yaşam şekli değildir, para harcamasını bilememek kolay değildir harcayabildiğin üç kuruşun hesabını verebilmek çok ağardır.
En zoru ne bilirimi siniz? Sorumsuzca dünyaya getirilipte , sorgusuzca terk edilmek..
İnanırmısınız? Sizlere anlatacak hikayem çok, ama yüreğimin masalı yok……
Tüm anne ve babalara Ali’ den haykırış…..
Yorum: Belman AYDOĞAN