YÜZÜME VURDUĞUN HOŞCAKAL..
Aynanın karşısındayım, anılarım saçılmış her bir yere acılarım yüreğimi delmekte, seni düşünüyorum, seni düşlüyorum aynadan bana yansıyan aksime baktıkça, yaşadıklarımızı, fantezilerimizi ve bende kalan seni, neler yaşamıştık nasıl anlatsam daha çözemediğim yalnızlığımda seni, varoluşunu.
Dün gibi hafızamda çizilmiş üniversitenin kantinine geldiğin gün, ben arkadaşlarımla çay içerken yanıma oturuşunu ve kokunu, başlayan sohbetimizi, derinliklerine indiğimiz konuların bütünlüğüyle geçirdiğimiz tam kantindeki beş saati tükettiğimiz çayları, kalkma vakti geldiğinde tekrar buluşmak dileğiyle ayrılışımızı, benim evde seni düşünerek geçirdiğim gecemi. Ertesi gün erken kalkışımı hemen evden fırlayışımı durakta sabırsızca beklediğim otobüsü seni tekrar göreceğim gerçeğiyle saydığım durakları, okulun önüne gelen otobüsten uçar gibi inişimi ve hemen sınıfa koşuşumu, senin bana günaydın dediğin sesi duyasıya kadar ki heyecanımı, senin sınıftaki sıranın üzerine oturuşunu fark edemeden sadece o sesini nasıl unuturum, alıp ta bırakmayı unuttuğum nefesimi bir anda bırakışımı ve sana yönelişimi nasıl unuturum.
Seninle uzun yılları birlikte geçireceğimizin işaretiydi sanki o ilk karşılaşmamızın mucizevî durumu. Evet, uzun yıllar tam yirmi yıl, acısıyla tatlısıyla süren o güzelim yıllar, birlikte büyüdük birlikte olgunlaştık ailemizin hayırlarına birlikte evet dedik ve dedirttik, hayata beraber baş kaldırdık, hayatı birlikte yakaladık bazende acıttık. Yıllarımızı harcadık sebepsiz tartışmalarla eskittik.
Asla istemezdim böyle olmayı boşa geçen zamanı, sana dahada çok yaklaşmayı seni daha çok anlamayı dinlemeyi, senin benim yüreğimdeki bütünlüğünü sana daha çok anlatabilmeyi, senin beni daha fazla önemsemeni ve paylaşımlarımızdaki uç noktaları yakalamak isterdim. Nerede yanlış yaptık eksik nerede anlayamadım koskoca sevgi nasıl darmadağın oldu böyle iç yakarak bitti, elimde ki boş kadehe baktıkça seni yaşıyorum, senin kadehine baktığın gibi bakıyorum, sevdiğin tütsü yine yanıyor sanki birazdan odaya girecekmişsin gibi, oysa faydasız biliyorum ne yapayım ben sensiz olamıyorum.
Yine aklıma geldi o kahrolası sabah, ne güzel uyanmıştık kahvaltımızdaki şakalaşmalarımız ve her zamanki gibi bol tükettiğimiz çaylarımız, sen sabırsızdın, geç kalıyorum toplantıya diye sızlanıyordun bense yapacak bir şeyi olmayan kadınlar gibi sürekli seni kontrol ediyordum inan şu an bile nedenin bilmiyorum o sabah sana karşı olan titizliğimin, çalan telefonun sesiyle irkildim senin konuşmanı o an fark ettim, bir şeyler mırıldanıyordun benim farkımda bile değildin gerçi son günlerde benim farkımda olmayışların çoğalmıştı sanıyorum hassasiyetim bundandı, şüphelenmiştim evet doğru seven her kadın gibi, paylaşılmış yıllarımız adına, işte beklenmedik tepkimdi o başkaldırışım bende şaşırdım nasıl olduğuna, beni kandırıyorsun dedim beni aldatıyorsun dedim seni insafsızca yargıladım ama dilime hâkim olamadım, senin bana buz gibi bakışların yüreğimi üşütmekteydi daha fazla kırmak istedim sanırım seni, belki tepki veririsin ve beni öyle bir şey olmadığına ikna edersin diye, ama sen, son zamanlardaki yaptığın gibi hiçbir şey söylemeden beni öylece yok sayarak kapıyı kapatıp çıktın.
Evet, ben suçluydum ama sende sorumsuzdun be canım, açıklama yapma gereği duymayacak kadar gururluydun aşkta gurur mu olurdu? Eğer aşk kaldıysa tabii, bende fazlasıyla vardı ama sende işte orasıydı beni deli eden kaybetme korkusu. Biliyorsun seni o gün defalarca aramama rağmen telefonuna cevap vermedin, akşamı zor ettim, senden bir şekilde özür dilemenin yollarını aradım kendimce ve beni eski günlere inat tekrar istemeni önemsemeni, senin sevdiğin şarabını aldım marketten sevdiğin yemeğini yaptım özenle, tütsünü de ihmal etmedim, bekledim seni koca yalnızlığımı kendime sırdaş ederek bekledim.
Gelmedin bir telefon bile etmedin, ertesi gün yine bekledim senden ayrı geçen çok az gecelerimden birini yaşamıştım, alışmıştım sana, sevmekten daha zordu bu duygu, yoktun yalnızdım çok yalnız, çelişkilerle dolu yalnızlık ve ardından gelen keşkeler. Sanırım sen o zamandan önce bitirmiştin sendeki beni ben fark etmemişim. İki gün sonra gelişini, hiç bir şey söylemeden bir açıklama bile yapmadan eşyalarını toplayışını çok sonra bana dönüp sana açılmış buğulu gözlerime bakarak artık seninle olamam bitti deyişini buz kesmiş yüreğimle izlerken yüzüme çaptığın hoşcakal.
Bitti, bitirdik her güzel şeyi harcar gibi harcadık birbirimizi acılara yol alan ben, yeni yaşama doğru ilerleyen sen. Bir daha geri gelemeyecek zamanlar, eskitilmiş gençlik, yıllar, işte gidişin böyle kaldı bende, sensizliğe başkaldırırken ben sen yoktun benle….
Unutmadım seni yıllarıma irmik doladım ama unutmadım, kendime olan güvenimi seninle yitirdim, kayboldum sensizlikte……
Yorum: Belman AYDOĞAN