EN BÜYÜK ASKER BİZİM ASKER..
Bir sabah bayan kapıda seslendi kapıda bekleyen adama, gözünüz aydın nur topu gibi bir oğlunuz oldu diye. Adam çok sevindi, baba oldum erkek babasıyım diye…
İçeride yatmakta olan kadın ise, erkek evladı sahibi olmanın verdiği gururla gözleri ışıl ışıl bakmaktaydı kucağında pamuk gibi yatan oğluna.
Anne ve babaların tek dilekleri, ailelerine, vatanına ve milletine hayırlı evlat olmasıydı çocuklarının, büyüyüp okuyarak askerliğini de yaptıktan sonra yuvasını kurup çoluk çocuğa karışmasıdır. Bu inanç ve dualarla büyüttüler evlatlarını yemediler yedirdiler, gezmediler bütün zevklerinden vaz geçtiler yavrularını yetiştirdiler.
Yıllar su gibi aktı, oğlan büyüdü sıra o şerefli güne yaklaştı, 20 yaşındaydı Mehmet askerlik yoklamasına gitti, artık bu onurlu göreve çağrılacağı günü beklemekteydi. Arkadaşlarıda kendisine hadi hayırlısıyla vatani görevini yap, sağlıkla tezkereni alda gel demekteydiler. Mehmet’in içindede aynı heyecanlı duygular birbirleriyle çarpışıyorlardı. Onun için sünnetinden sonra en güçlü histi askerliği, askeriyeden gelen çağrı üzerine artık teslim zamanı yaklaşmıştı, ailesinde de heyecanlı uğraşlar başlamıştı, yavruları Vatani Görevini yapmak için ayrılacaktı yuvasından. Annesi o ana yüreğiyle valizini hazırlamaktaydı oğlunun, üşütmesin diye yünlü çoraplar, atletler, kalın pijamalar koyuyordu valizin içerisine her birini göz nuru gibi tek tek özenle. Babacığı böbürlene böbürlene koşuşturmaktaydı hazırlığa kendince katkıda bulunmak adına, kolaymı, asker babası olacaktı.
Birliğine hareketinden bir gece önce ailede arkadaşlarının ve komşularının da katılımıyla kutlama yapıldı, şarkılar eşliğinde, evlerinin her tarafı Türk Bayraklarıyla donatılmıştı. Ertesi gün Mehmet erkenden uyandı oysa uykuyu çok severdi, ama o sabah içi içine sığmamaktaydı, annesinin hazırladığı kahvaltısını gözlerinin içine şefkatle bakan babasıyla birlikte neşe içinde yaptı. Hemen banyosunu aldı traşını oldu, bayram sabahı coşkusu gibi itinayla giyindi. Arkadaşlarıyla buluştu doğup büyüdüğü yeri onlarla birlikte gezdi, akşam yemeğide aynı coşkuyla yenildi, yemek sonrası kapının önünde Türk Bayraklarıyla süslenmiş araba konvoyuna doğru davul zurna eşliğinde yürümeye başladılar, bir yandanda marşlar türküler söylenmekteydi ve herkes bir ağızdan En Büyük Asker Bizim Asker slogonunu söylüyordu. Askerimiz ön arabaya bindi, elinde annesinin verdiği mendil vardı çünkü terminalde halay çekecekti. Görkemli uğurlama töreninin ardından hareket eden otobüste, kendi gibi şerefli göreve giden yaşıtlarıyla sohbet ederek birliğine ulaştı.
Şanlı görev için hazırdı artık, Allah Aşkı, Vatan Aşkı, Memleket Aşkı, Bayrak Aşkı ile dolu yüreğinle hazırdı. Acemilik eğitiminden sonra çocukluğunda oyuncak tüfek tutan eli, gerçek tüfekle tanışmıştı. İç ve dış düşmanlardan bizi ve vatanımızı korumak için. Tek sırdaşı yuvasından gelen özlem dolu mektuplarıydı ve onun ailesine yazdığı satırlardı, dağlarda vatan aşkı uğruna görev yapıyor ve gecenin bitiminde gönül rahatlığıyla uyuyordu, sabahın 5.00 ine kadar. Günler günleri kovalamaktaydı, izine gitti ailesine arkadaşlarına kavuştu hasret giderdi, izin sonrası tekrar birliğine döndü. Çıkan çatışmalarda omuz omuza çarpıştığı canlarını şehit verdi toprağa gözünden akan yaşla direndi zafer yolunda ki çatışmalara, canım dediği arkadaşlarından yaralananları sırtında taşıdı, bir zafer komutanı edasıyla. Nasır tuttu elleri, olgunlaştı, büyüdü ve Vatan Aşkı her geçen gün daha arttı, tezkere almasına birkaç gün kala bir kez daha çıkacaktı dağa, son savunma görevi için bizim rahatlığımız için, daha sonra kendisinden sonra gelenlere bırakacaktı silahını ve Yurt savunmasını, evine dönecekti.
O gün aynı duyarlılıkla arkadaşlarıyla ciplerine bindiler, yolda ağır ağır ilerlemekteydiler çok titizdiler, ama maalesef onlara hazırlanmış tuzağı göremediler üç beş terörüstün açtığı ateşe savunmasız kaldılar, kendilerini kurtaramadılar, oldukları yerde yığıldılar, şehit oldular. 7 gün sonra kavuşacağı umuduyla yavrusunun odasını temizleyen anneden, 20 yıl öncesi gibi bir çığlık yükseldi, ama acı yüklü, ilki ona sahip olduğu gün sevinç çığlığı ikincisi ise onu kaybetmenin acı dolu çığlığı,…
Çok sevdiği bayrağıyla geldi toprağına, ağıtlar eşliğinde, marşlar eşliğinde, yavrusunun ölmeden önceki son sözü Vatan Sağ olsundu. Yaşarken oğluyla gururlanan babanın oğlunun Türk Bayrağıyla sarılı naşının önünde gözleri yaşlı tek söylediği cümle Vatan Sağ olsun oldu..
Şehitten anasına şiir kalmıştı ardı sıra,
Kırılıyor artık sabah en ince yerinden,
Şafağın toprakla boğuştuğu o yerde,
Ve kıvılcım misali sen,
Çakmak gibi bakıyorsun bana, yukarıdan bir yerden,
Bir veda bile edemedim sana derken,
Üzülme diyorsun sanki bana,
Ben, burada rahatım tek düşüncem vatanım,
Sen beni düşünme ana, Bayrağımı al, şaha kaldır, yürü ardı sıra,
Benden sana arda kalanlarla, çoğalırcasına, Vatanım Adına…..
Bu Vatan için mücadele veren nice Mehmetçikler, şehit düşmüş nice askerlerimiz, unutmayın bizler sizlerin izinizdeyiz….
Yorum: Belman AYDOĞAN