HAYAT
Denizin yakamozu sarmaladığı gecede yazmaya başladım,gururum öfkemden çatlayacak haldeydi,isyanlardaydı hak edilmemiş davranışlara maruz kalmıştı. Sanki yüreğim öfkemle kavga halindeydi,yıllar geçmesine rağmen hala bendeki kalan izi silemiyordum, güven duygumu yitirmiştim ben ben olmaktan çıkmış kendimi tüketmiştim.
Onsekiz yıl öncenin sabahına gittim birden sıradan günlerimden birini daha yaşamaktaydım, ofisimde işlerime yoğunlaşmış şekildeydim, kapıdan giren beyin selamlamasıyla hayatımda ilk ve son yaşayacağım aşkın habercisi oluşunu bilmeden kendisini selamladım bana iş vermek istiyordu ortak benimde birlikte çalıştığım arkadaşımın önerisiyle geldiğini söyleyerek oturmuştu, kalp çarpıntımın karşıdan duyulacağı korkusuyla dinliyordum kendisini projelerinden söz ediyordu kendinden emin tavrıyla bense sadece dinliyordum yorumsuz.
Böylece başlamıştı arkadaşlığımız, günler geçtikçe aramızdaki duygusal bağ kuvvetlenmekteydi iş ilişkimizin yoğunluğuda birbirimize bizi dahada bağlamaktaydı, benim gecem gündüzüm hep o olmuştu ilk kez tattığım bu duyguyu gönlümce yaşamaktaydım.
Bir gün doktordan aldığım müjdeyle içime doğan mutluluğu paylaşmak üzere onu aradım telefonu kapalıydı akşam eve gittim özel masa hazırladım süpriz yapacaktım çok mutluydum çünkü anne olacaktım, bekledim geç geldi ve bana mesafeliydi, sabah erkenden kalktım gecenin yorgunluğunu üzerinden atmasını istemiş olarak mtfağa koştum kahvesini hazırlayıp salona geçtiğimde yoktu etrafıma bakınca masanın üzerindeki kağıdı farkederek okuduğum an sanki dünyam kararmıştı bana veda yazısı isim yerine ise koca bir hoşcakal.
O gün hayata bakış açım kökünden değişti, dengelerimi yitirmiş öylece kalakalmıştım, günlerim aylarımı kovaladı ve kızım dünyaya geldi beni ben yapan kızım.
Kızımı yaşamımın merkezi yaptım, ölmüş ideallerimi onunla canlandırdım çalıştım sadece çalıştım hem hayata karşı hemde kızıma karşı dik durabilmek adına.Kızım şu anda onsekiz yaşında mutlu ama hep bir yanı eksik benim asla tamamlayamadığım yanı ona aile kavramını açıkladığım günlerdeki gibi şu an bile aile denildiği zaman yüzüm kızarır,hayatımın böylesi ikinci yarısında yüreğimi kapadım, kapımı kapadım, gençliğimi ise sadece kendime sakladım,bir daha kızımın babasını hiç görmedim bir haber alamadım,en önemlisi kızımızı ona söyleyemedim, ondaki önem sıramızı hiç bilemedim.
Hayat ne kader ne tesadüf,nede yazılmış hikaye hayat benim yitirilerimin güvenimin sevgi ve sadakatin kayıbı, yürek çarpması,terkedilişler isyanların birleşimi acı öfke hata anlamak anlaşılmaya çalışmak incinmek mutlu olmanın bedelini ödemek belkide yarınlarımızı hesaba katmadan bugünü değerlendirmek, hayat belkide ayakta kalabilmek direncini göstermek direnmek, yok oluşa meydan vermemek,bencilce yaklaşımlara gebe kalmadan kendine yetebilmek ben kendime yetebildimmi, değdimi yaşamışlıklarım beni ben yapabildimi sorguluyamadım ben hayatımdan vazgeçmiştim,beni ben yapan en büyük hazinemdi ben anneydim herşeye rağmen her olumsuzluğa göğüs germem ayakta durabilme hırsını başarılarıma eklemenin tek nedeni anne oluşumdu.
Şikayetçi değildim yaşadıklarımdan sabahalara kadar baş ucunda oturduğum yavrumdan onun masum yüzüne baktıkça ileride soracağı sorulara veremeyeceğim cevaplardan yalnızlığımdan ona babasını anlatamayışımdan birgün beni sorgularsa suçlarsa karşısında nasıl duracağımdan nasıl ona sevgiyi sadakati anlatacağımdan güven duygusunun onurunu nasıl açıklayacağımdan ve böylesi acımasız yazgıya nasıl karşıduracağımı sadece açıklamaktan ürkmekteydim.Başardımmı bilemem gönlümün bütünleştiği yüreğimi dolduran evladımı tek başıma onurumuda katarak yetiştirdim, ama bu süreçte şunu çok iyi anladım hayat, gerçek bir anarşist.
Yorum: Belman AYDOĞAN