Dün bir dost sohbeti sırasında, Paşa’nın dine karşı olduğundan, alkol ve sigara bağımlılığından yakınıp, Paşa’yı kötüleyen, onun yaptıklarının ülkeyi bu hale getirdiğini savunan biriyle ciddi ciddi tartıştık…
Biraz daha konuşsaydı, belki de kavga edecektik.
Sağ olsun Gazeteci Muharrem Değirmen, konuya biraz olsun ışık tutacak bir hikaye anlattı ve adını yazmadığım arkadaşta benim gibi düşünmeye başladı…
Orhangazi Rumeli Göçmeleri Derneği’nin gerçekleştirdiği Makedonya gezilerinden birinde yaşanan, gerçek bir hikâyeyi sizlerle paylaşacağım…
Rahmetli Demirali Vatansever’in anlattığı, geçmişe ve geleceğe ışık tutacak nitelikteki bu hikayeyi kesinlikle okumalısınız…
Makedonya’ya gerçekleştirdikleri bir gezide, Hıristiyan biriyle sohbet ediyorlar.
Sohbetin sonundaki veda sonrasında Hıristiyan Makedon, heyeti durdurup, hiç beklemediklerin bir şey söylüyor.
Diyor ki;
“Biz ne zaman Tito’nun yolundan ayrıldık, 7 parçaya bölündük. Siz siz olun, Selanik’li Mustafa’nın yolundan sakın ayrılmayın. Yoksa 17 parçaya bölünürsünüz…”
Aynen söylediği gibi yazdım.
Gerçekten de doğru söylemiş…
Bu arada bilmeyenler için küçük bir anekdot yazayım.
Asıl adı(1892-1980) Josip Broz olan Tito, Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin kurucusu ve 1945'ten ölünceye kadar devlet başkanıydı. Ölüm yılı 1980 ve Tito’nun ölümünden kısa süre sonra Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti dağıldı. Makedonya’da çok büyük sorunlar yaşanmadı gibi görünse de, yaşandı. Yakın geçmişte, Bosna, Sırbistan gibi kelimeleri duymak bile insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.
Tito’nun kim olduğunu artık biliyorsunuz.
Makedonyalı bir Hıristiyan bile Atatürk’ün yolundan çıkmamız durumunda, parçalanacağımızı biliyor.
Biz hala öğrenemedik…
Bu hikaye anlatıldıktan sonra haklılığım biraz olsun kanıtlanmış oldu ve oradan ayrıldım.
Başka bir yerde, buna yakın ama farklı bir konuyu konuştuk.
Bu kez konu, ülkenin zaten parçalanmış olmasıydı.
Bu kez teoricimiz, “Bu ülke zaten param parça” diyordu ve bizlerde; “hayır biz bütünüz, bölünemeyiz” gibi klişeleşmiş sözler söylüyorduk…
Ama ben haksızdım ve kabul ediyorum.
Bu ülke gerçekten de bölünmüş durumda…
Bakın bütünleşmek, bir araya gelmek değildir.
Bütünüz diyebilmek için ortak hareket edilmesi ve aynı görüşe, düşünceye sahip olunması lazımdır.
Bu ülkede bunu yapmak imkansız.
Bir defa kaçta parti varsa, o kadar parçaya bölünmüş durumdayız.
Yerele inersek, Orhangazi’de kaç dernek varsa, o kadar grup, kaç grup varsa o kadar parça vardır…
Bu da bir nevi bölünmektir…
Ama şöyle bir avantajımız var.
Ülkemiz elimizden gideceğinde birleşebiliyoruz.
Yada yerelde Orhangazi’yle ilgili bir şey olduğunda bir araya hemen gelebiliyoruz.
Benim asıl korkum, bu alıştığımız yumurtanın çıkmasına yakın birleşmeler, bir gün gerçekleşmezse, o zaman ne yapacağız…
Sağlıcakla…
Yorum: Cemal AKSU