Hizmet etmek, kelimesi en çok kullanılan, en çok arkasına sığınılan en çok pirim yaptıran kelime…
Yerelde hizmet, Genelde hizmet ve en çok tartışılan “Vatana hizmet” kavramı…
Günümüzde “Vatana hizmet” kavramının sınırlarını kimse kesin olarak bilmemekte, bu nedenle de yerli yersiz, alakalı alakasız kullanmaktadır.
Peki, bir kişinin vatanına hizmet etmiş olması için ne yapmış olması gerekmektedir? Şimdi bu da nerden çıktı diye sormayın. Yıllardır bu ülkede kim ne yapıyorsa vatan için yaptığını iddia ediyor. Ama nedense o işten sadece kendisi ve çevresindekiler fayda görüyor.
Vatana hizmet anlayışının bu denli farklılık göstermesi bence birilerinin yalan söylediğinden başka bir anlama gelmiyor. Diğer taraftan “Vatana hizmet ne kardeşim, kim uğraşacak? Tersini yapmak daha kolay.” diye düşünenler de pek az sayılmazlar hani. Ne uğraşacaksın vatanla, milletle!!! Bir kitap yaz, peşinden birkaç televizyon programına çıkıp ülken hakkında ileri geri konuş, yok şu kadar Ermeni’yi kestik, şu kadar da Kürt’ü astık de. Gerisi kolay.
Sonrası ne mi?
Günümüzde bunu yapan Türk vatandaşlarına Nobel Edebiyat Ödülü veriyorlar, duymadınız mı? Üstüne bir de özgür düşüncenin sembolü oluveriyorsunuz.
Bu manzaranın diğer yanı da var tabi. Bu efendileri bir kenarda sıkıştırıp kurşunlarsın, adamı durup dururken kahraman edersin, sen de birilerinin kahramanı olursun. Vatana hizmet bu değil! Bu ülkenin yasaları, polisi, askeri neden var? Türklüğe hakareti suç sayan kanun hükümlerinin kaldırılması konuşulurken, AB bunun için her türlü siyasi tehdidi savururken, neden bunlara sesini çıkarmazsın? Neden yapılması gereken en son şeyi yapıp, bu ülkenin sokaklarında birilerinin “Hepimiz Ermeniyiz” yazılı pankartlarla gezmesine zemin hazırlarsın? Hayal bile edemeyecekleri şeyleri yapmalarına imkan tanımaktır bu. Biz konumuzun başlangıcına geri dönelim.
Vatana hizmet etmiş olmak için illa çuvalla para harcamaya gerek yok. Vatana hizmet etmek isteyen önce dönüp geride bıraktığı köyüne bakacak, o köy için bir şeyler yapmaya çalışacak ne olduğunu önemsemeden, yaptığı işi küçümsemeden. Çünkü o köyün çakılacak her çiviye ihtiyacı var. Artık ülkemizde çiftçinin, köylünün, fındık üreticisinin kaderini hükümette kim varsa onun ağzından çıkacak iki kelimeye bağlamak gibi bir lüksümüz yok.
Artık aynı toprakların insanlarını düşüncelerine göre, inançlarına göre ayırmak gibi bir lüksümüz de yok. Kalkınmanın, kendi kendine yetmenin tek yolu bir olmaktan, ayrımları ortadan kaldırmaktan geçiyor.
Bunun başlangıcı ise hiçbir şart koşmadan topraklarına hizmet etmekten, gücünüz neye yetiyorsa köyünüz için onu yapmaktan geçiyor.
Köyümüz için bir şeyler yapan, emek harcayan kim varsa, hangi kuruluşlar varsa onlara sahip çıkalım, destek olalım, katkıda bulunalım. Çünkü o insanlar gurbette bize uzanan dost elidir, bir nefes sıladır o insanlar, arkamızdaki destektir. Ağlayacağımız zaman kapanıp huzur bulacağımız omuzdur. Köyümüz için elimizden geleni yapalım. Yaptığımız hiçbir şey başkalarına gitmeyecek, köyümüze yani bize katlanarak, büyüyerek geri dönecek. Kendinizi bu işin dışında görmeyin, buna hakkınız yok. Eğer bunun ispatını arıyorsanız cebinizden nüfus cüzdanınızı çıkarın ve doğduğu yer hanesinde yazana bakın. Eğer göğsünüzü gere gere bunu yapmak istiyorsanız, eğer köyünüzün toprak yollarında başınız dik, köyünüzle iftihar ederek dolaşmak istiyorsanız, köyünüze sahip çıkın, köyünüze ait her şeye, o topraklar için emek harcayan herkese sahip çıkın. Bunu yapmak bir lütuf değil bir borçtur, boynunuzun borcudur.
Ülkemizde gözükmeyen gecesini gündüzüne katan, bu vatan için bir an bile düşünmeden canını verenler olduğu gibi vermeye hazır olan milyonlarca Vatana Hizmet edenler ve edecekler var.
Yorum: Fatih AK