Seni,Senin Sevdana Değil,Sana Sevdalıya Akıtacağım...
Kendinize ait hiç bir şeyin olmadığı bu yaşamda, kendimize aitleri yaratabilirmiyiz?
Denizler, ırmakları özlemle bekler ve tüm ırmaklar denizlerle buluşur, coşkuyla sevişir.
Biz tersine akıtabilirmiyiz ırmakları? Irmakların sadece bir tek sevdalısı mı var? Ya onu bekleyen kurak çatlak topraklar? Irmakları yangınlı bir sevda ile bekleyen...peki bizler ırmakları buluşturamazmıyız, kurak ve çatlak topraklarla...
Hayatı bazen bu kurak ve çatlak toprağa benzetirim. Bazen kendimi de bu kurak ve çatlak toprağa sıkı,sıkı tutunan çınar ağacına benzetirim....yıllara meydan okumuşcasına.
Dolu, dolu geçen yaşantımda çok az dostum, arkadaşım olmuştur. Dostum, arkadaşım dediğim ve sırtımı güvenle dayayabileceğim gönlümdeki çınar ağaçları da saylıdır.. yaşamımızdaki çınar ağaçları tükenmek üzere, gün geçtikçe de birer birer yıkılıyor, yıkılsa da yaşamımızdaki izleri asla kaybolmuyor, kaybolmaz da...
Geçtiğimiz Pazar günü yaşamımdaki çınar ağaçlarından ve bende çok güzel anıları olan bir dostum,bir arkadaşım, sırdaşım ile Uludağa çıktık. Aracımızı güvenli bir yere park ettik...sonra karların üzerinde yürümeye başladık. Havanın soğuklu dostumun verdiği güven sıcaklığının etkisiyle üşütmüyordu beni, “ Kabanını giy üşüyeceksin?” Diye uyardı. bende , “ senin sıcaklığın karları eritiyor baskana, üşümem.”dedim ” Gülümsedi ve “biliyor musun sen çok farklısın?.. “Dedi. Neden? Dedim. Ve devam etti...”Sen hiç farklı olduğunu düşündün mü? “ “Şaşırmadım!..” Evet hem de çok kere yaşamımın her alanında farklı olduğumu düşündüm, düşünmekle kalmayıp bunun bedelini de ödedim... Ödemeye de devam ediyorum. Aslında bana soruyu soranda farklı olmanın bedelini ödüyordu ve ödemesini de istiyordum. Çünkü biz hiç öte ki olmadık, onun içinde bedelini ödedik.
Aslında bu iş bedel ödemekle kalmayıp söylenmeli de evet...söylenmeli “ ben senden farklıyım, biz sizden farklıyız, farklı olmayı da sürdüreceğiz.” Denmeli. Herkes mutlaka bir şeylerden hoşnutsuzdur, bu yaşamda ve bunu sürekli dile getirir. Bu yeterlimi? Değil. Beğenmediklerimizin yerine beğendiklerimiz konmalı. Nasıl demeyin bunun yöntemi her insanın kendinde var...düşüncemizde var, içimizde gizlediğimiz gün yüzüyle buluşturmaktan korktuğumuz binlerce güzelliğimiz var bizim.
Çirkin, her geç güzel’e yenilmek zorundadır, güzel her zaman yeni olandır. Bizim farklı olmamızda ki sebepte burada yatıyor.
Karların üzerinde yürüyüşümüz devam ederken, dostumun yere eğildiğini gördüm. Eğildi ve karların üzerinde yaralı yerde yatan serçe kuşunu avuçlarının arasına aldı. “ bak bu sana benziyor.” Dedi. Gülümsedim sadece... Dostum, arkadaşım aynı zaman da bir doktor, yarasına baktı serçenin... Bende sordum, “ Tedavisi mümkün mü?” Gözlerimin içine baktı.“ Kimin, senin mi, serçenin mi?” Bana benzediğine göre ikimizin de dedim... “ Serçe’yi tedavi ederim de, seni 22 senedir tedavi edemedim. İşte fark burada.” Dedi.
Yorum: Şenol İlhan
İnegöl Söz Gazetesi