Gerçekler Acıdır
Meclisteki bazı üyeler zayıf halka olarak gösterilmek isteniyormuş.
Hiçbir meclis üyesine böyle karalamalar yapılması hoş görülmüyormuş. Bu tür iftiralara da kesinlikle izin verilmezmiş.
Samimi bulmadığım bu sözler Sayın Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil’e ait.
Cingil bu sözleri bana göndermiş.
Geçen hafta yayınlanan “Zayıf halka izlenimi” başlıklı yazımda Belediye Meclis Üyesi Mesut Torun’a zayıf halka gözüyle bakıldığı ve bunun beni rahatsız ettiğini yazmıştım.
Aslında yazdıklarım gayet açıktı. Anlayan için önemli sonuçlar çıkartılabilirdi ve yazımdan rahatsız olması gereken en son kişi de Mesut Torun olmalıydı.
Siyasette ve sporda üstüne oynamak diye bir söz vardır. Rakibinizin üstüne oynarsınız ve onu hata yapmaya zorlarsınız. Bunu yaparken de rakibinizin bir oyuncusu üzerine yoğunlaşırsınız.
Akıllı teknik adamlar bu taktiği iyi uygular, yıllardır sporun içinde olmaları onlara bu yeteneği kazandırmıştır.
Ayrıca “Zayıf halka” benzetmesinin bana ait olmadığını da söylemek isterim. Yani Mesut Torun’u zayıf halka olarak gören ve ona bu yakıştırmayı yapan ben değilim.
Mesut Torun zayıf halkadır demekle, Mesut Torun’a zayıf halka gözüyle bakılıyor demek birbirinden apayrı cümlelerdir.
Ben ikincisini söyledim, onu böyle gören ve göstermeye çalışanlara dikkati çektim.
Dillerde dolaşan bir benzetmeyi yazıya döktüm, ilk yazan kişi olarak da yadırganmam normal.
Çünkü gerçekler acıdır.
Ve dost acı söyler…
İftiradan bahsetmişken…
Sayın Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil; “Bu tür iftiralara kesinlikle izin vermeyiz” demişti ya…
Bugüne kadar yazıp da cevap alamadığımız birçok başlık geldi aklıma.
Acaba bunlar da iftira mıydı diye düşündüm…
Örneğin hangisi ?
Dediğim dedik anlayışını protesto etmek isteyen muhalif meclis üyelerinin salonu terk etmesi mi?
Toki konutlarının teslim tarihleriyle ilgili yapılan atlatmalar mı?
Seçimden önce 1 trilyon olduğu söylenen belediye borçlarının aslında 12 trilyon civarında olduğu mu?
Yenişehir Belediyesi’nin Bursa’nın en çok vergi borcu olan belediyesi olduğu mu?
Kadın belediye personelinin ellerinde hortumlarla çarşı ve cami tuvaletlerine temizliğe gönderilmesi mi?
Başkanın tuvalete verilen personelle ilgili “haberim yoktu ben o sırada Antalya’daydım” demesi mi?
Yollarımızın acınacak durumu mu?
Belediyenin İznik’teki banka hesabı mı?
Alacaklıların belediye araçlarını haczetmek için fırsat kolladığı mı?
Bunların hangisi yalan, hangisi iftira, hangisi kandırmaca, hangisi düzmece, hangisi karalama?
Ya da bu listenin istenildiği kadar uzatılabileceği...
Yalan mı, iftira mı, karalama mı?
Ve son söz Sayın Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil;
Meclis toplantılarını takip etmekle, doğruları söylemek arasında doğru bir orantı olsaydı,
Meclis toplantılarını takip edenler hep en doğruları söylerdi.
Yorum: Tayfun SIRMAN