Çöldeki Vahalar Gibi
Kitap Kafe Pazar günü Yenişehir’in pek de alışık olmadığı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.
Olay TV’de yayınlanan Şiirler Arası Yolculuk adlı programın sunucusu Şair Akif Oktay, Müzisyen Haluk Çetin ve Şair-Yazar Cezmi Ersöz yapılan sanatsal etkinliğin konuklarıydı.
Geceye katılan insanların bambaşka duygularla programı takip ettiğine ve mutlu bir şekilde evlerine döndüklerine şahit oldum.
İnsanlar sanki yıllardır arayıp da bulamadıkları, yıllardır isteyip de kavuşamadıkları bir hediye almış gibiydiler.
Yazımın giriş cümlesinde “Yenişehir’in pek de alışık olmadığı…” dedim, çünkü Yenişehir’de belediyenin turnuvalarını, konserlerini ve tiyatro çalışmalarını saymazsak bu tür organizasyonları gerçekleştirmek için elini taşın altına koyacak gönüllülere rastlamak zor. Yenişehir Belediyesi’nin yaptığı etkinliklerin niteliği ve yeterliliği de zaten ayrı bir tartışma konusu…
Kaldı ki bu konuda Belediye’yi eleştirmek de yersiz.
Çünkü belediyelerin kültürel etkinliklere daha fazla ağırlık vermesi, nitelik ve nicelik olarak elle tutulur faaliyetler yürütmesi tamamen vizyon ve misyon meselesidir.
Vizyon ve misyon bilincinden uzak kalmış oluşumların beklentileri karşılamak konusunda eksik kalacağı tahminlerin de ötesinde bir gerçektir.
Ve bu acı gerçek ne yazık ki Yenişehir’in kaderi olarak gösterilmeye çalışılmaktadır.
Ayrıca Yenişehir gibi ufak bir ilçenin eti-butu belli olan ve borçlarının haddi-hesabı bilinemeyen bir belediyesinden çok fazla şey beklemek de haksızlık olur.
Örneğin İstanbul’dan yola çıkan Müzisyen Haluk Çetin’i karşılamaya gittiğimde bana ilk sorduğu soru Yenişehir’de kaç tane sinema salonu olduğuydu.
Dikkat edin, soru “Yenişehir’de sinema salonu var mı?” şeklinde sorulmadı…
“Hiç yok..” cevabını aldıktan sonra çok şaşırdı, haklıydı da…
Keşke Yenişehir’de bundan 30-40 yıl önce insanların film seyrettiği bir sinemasının olduğunu, bu sinemanın belediye başkanlarının kişisel ihtirasları yüzünden yok edildiğini ve o tarihten sonra Yenişehir’in sinemaya küstüğünü, küstürüldüğünü söylemeye cesaretim olsaydı…
Sadece Yenişehir’de değil, Türkiye’nin genelinde insanların kültür-sanat faaliyetleriyle ilgilenmesinin önüne geçilmesi bir politika şeklinde sürdürülürken ve bu politika amacına ulaşmışken söylenebilecek başka neyimiz olabilirdi ki?
Ancak Pazar akşamı bu politikaya inat bir gece yaşandı.
Akif Oktay’ın bu tür etkinliklerden hoşlanan, takip eden, soran, sorgulayan insanlarla ilgili yaptığı “Çöldeki vahalar gibiyiz...” benzetmesi kendi içinde gerçeklik payını ortaya koydu.
Yenişehir’deki kültür erozyonuyla birlikte çölleşen sanat iklimi yemyeşil bir vahayla tanışarak umutlandı.
Türkiye’nin masa başında şekillendirilmeye çalışılan kaderine inat Yenişehir’in kendi kaderini çizeceği, Yenişehir’in başka şehirlere benzemediği ve benzemeyeceği gerçeği bir kez daha ortaya çıktı.
Akif Oktay’ın Kitap Kafe’nin ve Ayrıntı Gazetesi’nin sahibi Hüseyin Şentürk için söylediği gibi,
“Bir kafe açacaksın, içindeki binlerce kitabı insanların kullanımına sunacaksın, dükkânın bir köşesinde her biri ayrı bir sanat eseri olan İznik Çinileri’ne yer açacaksın, canlı müzik geceleri tertip edeceksin, öykü atölyesi kuracaksın ve her hafta Yenişehir’in gündemini belirleyen bir gazete çıkarma telaşına girişeceksin…”
Bu iş para kazanma kaygısıyla açıklanabilir mi?
Hayır…
Bazı işler para kazanmak için yapılmaz.
Bulunduğu ortamdan keyif alan insanlar olduğu sürece,
Bu ortamdan çıkan gazeteyi kendisine bir tercüman olarak gören insanlar olduğu sürece,
Para için atmadığı takla kalmayan insanlardan rahatsız olan insanlar olduğu sürece,
Ve bizleri yalnız bırakmayarak “Yalnız değilsiniz” diyen Cezmi Ersözler, Akif Oktaylar, Haluk Çetinler olduğu sürece,
Bazı işler parasız da yapılır pulsuz da…
Yorum: Tayfun SIRMAN