Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
16 Mart 2010 Salı 01:34
  TAYFUN SIRMAN
  
Unutmayın ki Hala Tarım Ülkesiyiz
 
 
Türkiye ekonomisindeki dalgalanmalar tüm sektörlerde olduğu gibi tarım sektöründe de etkilerini gösteriyor. Bunu tarımda bir kriz var şeklinde yorumlayabilmemiz için o ürünün piyasada yokluğunun hissedilmesi gerekiyor.
 
Öyle ki semt pazarlarına, hallere ve marketlerin sebze-meyve reyonlarına baktığımızda her tür meyve ve sebzenin bulunabildiğini görüyoruz. Diğer taraftan Türkiye’de başta buğday olmak üzere hububat, tütün, şeker pancarı, fındık, çay gibi ürünlerde ihtiyacın çok üstünde üretim sağlanabildiğini hatta bu ürünlerde stoklara gitme mecburiyetiyle bile karşılaşıldığını görüyoruz.
 
Tarımda yaşanan sıkıntıları kısaca ifade etmek gerekirse çiftçilerin girdi fiyatlarındaki artışlarla ilgili sorunları, zirai kredi faizlerindeki aşırı artışlar nedeniyle ödenemez duruma gelen kredi borçları, yine son zamanlarda yaşanan tavukçuluk sektöründeki problemler, aynı şekilde ekim zamanı bulmakta zorluk çekilen tohumluk temini gibi hususlar nedeniyle yaşanan sıkıntılı süreci sıralamak mümkün. Kuraklık ve sel felaketlerini de tarımsal üretimi düşüren etkenler arasına koyabiliriz.
 
Ayrıca spekülasyonlar sonucu yaratılan un, yağ ve bazı tarım ürünlerindeki beklenmedik artışlarla karşılaşılmaktadır.
 
Bu ürünlerin ekim alanlarının daraltılması ve kalitenin artırılmasıyla birlikte çiftçilerin gelirlerinin azalmaması için ekimden vazgeçilen bölgelerde alternatif ekim çalışmaları yapılmakta, böylece şeker ve tütünde oluşan fazlalığın yurt ekonomisine getireceği yük ortadan kaldırılmaya ve ihtiyaç duyulan ürünlerin ekim ve dikimi yapılmaya çalışılmaktadır.
 
Tarımın GSMH içindeki payı %15'ler seviyesine düşmesine rağmen halen tarım sektörü ülke nüfusunun % 35'ine, faal iş gücünün ise % 45’ine istihdam sağlamaktadır.
 
 
Bu durum tarım sektörünün ülke nüfusunu beslemesi, istihdam yaratması, sanayiye hammadde sağlaması, ihracata katkı sağlaması gibi artı değerlerini göstermesi açısından güzel bir örnek.
 
Türkiye’nin sanayileşmede epeyce yol kat etmiş olmasına rağmen istihdam yapısı ve sektörel üretim çeşitliliğine bakıldığında aslında bir tarım ülkesi olduğumuz gerçeği apaçık karşımıza çıkıyor. Buna karşılık Dünya fiyatları üzerinde uygulanan yüksek fiyat politikaları sonucu tütün, çay, fındık, şeker pancarı gibi ürünlerde üretim fazlası oluşurken ayçiçeği, soya, mısır, çeltik, yem bitkileri gibi ürünlerde ise üretim açığı ortaya çıkıyor. Bu ürünlerin eksikliğinden dolayı yağ ve yem üretiminde ithalat zorunluluğu doğduğu bilinmektedir.
 
Bu politikalar Devlet bütçesine önemli bir yük getirmekte tarım ürünleri ithalatına önemli miktarlarda döviz harcamamıza sebep olmaktadır. Daha da önemlisi pazar dengelerinin bozulması sonucu tarımda plansız bir üretim yapısı oluşmaktadır. Fiyat desteklemesi, girdi desteklemesi gibi yanlış politikalar sonucu ekonomimiz ve tarım sektörü olumsuz yönde etkilenmekte, özellikle Gümrük Birliği’nin tek taraflı sözleşmeleri ithalatın önünü açmaktadır.
 
Yıllardır AB'ye üye olmaya çalışan Türkiye’nin yeni ve köklü politikalar oluşturması ve üretimi yeniden planlaması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
Yorum: Tayfun SIRMAN
 
Bookmark and Share
Bu yazı toplam 173 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

    Anket
    Bursa il ve ilçelerinde hangi dalda yarışma düzenlenmesini istersiniz?
    Dans
    Tiyatro
    Ses
BELMAN AYDOĞAN
Uzm.Dr M.Ali Çelebi
Tüm Yazarlar
    BUGİAD BAŞKANI ALİ FUAT ER, BURSA’YI ‘MARKA KENT’ YAPABİLME DOĞRULTUSUNDAKİ HİZMETLERİNDEN DOLAYI BAŞKAN ALTEPE’YE TEŞEKKÜR ETTİ.
    Linkler
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
bursabolgegazetesi.com© 2007-2008,Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanması ve Yayınlanması Yasaktır