Organizasyon Müthiş Ama
Turizm mi o da ne?
Her yılın 15-22 Nisan günlerini içine alan hafta Turizm Haftası etkinlikleriyle kutlanıyor. İlçemizde de bu hafta çeşitli etkinliklerle tamamlandı.
Okullarda öğrencilere turizmin nimetlerini anlatan şiirler, okuma parçaları okutuldu, sulu boya veya pastel resimler çizdirildi, ödevler verildi.
Öğrencilerimizi iyice “bilinçlendirmiş” ve turizmin ne olduğunu “anlatmış” olmanın rahatlığıyla gelecek seneyi beklemeye başladık bile. Seneye de birkaç ödev verir, bilgilerini iyice perçinleriz…
Ne yazık ki turizmi yazın Akdeniz`e gitmek, kışın da Uludağ`a çıkmaktan ibaret sanan bir nesil yetiştirdik ve yetiştirmeye devam ediyoruz. Bir öğretmenin konuyla ilgili olarak öğrencilerine verdiği resim ödevlerinin yarısında deniz, diğer yarısında ise kar temasının işlenmiş olması bunun bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Bilinçaltımıza çocukluktan beri yerleşmiş olan ve “bu iki doğa özelliğinin olmadığı yerlerde turizm de olmaz” düşüncesi Yenişehir gibi ilçelerin yönetiminde söz sahibi olan kişileri de etkisi altına alınca sonuç kaçınılmaz oluyor.
Osmanlı Devleti`nin ilk başkenti olmakla övünen bir ilçenin son elli yılına baktığımızda birkaç eserin restorasyon ve bakım çalışması dışında hiçbir yol kat etmemiş olduğunu görüyoruz.
İlkokul çağlarında zihnimize kazınan ön yargılarımız bizi turistik bir kentin hayalini kurmaktan bile mahrum ediyor. Ne yapılabilir sorusunu sormak bile büyük bir yükün altına girmekmişçesine zor geliyor, hal böyle olunca turizm konusu öğrencilerin defterlerine yazdıkları iki satır şiirde veya resim kâğıtlarına çizilmiş gelişi güzel resimlerde kalıyor.
Evet biliyorum, turizm kenti vizyonunu yakalayamamış olmak ilçemizin tek ve öncelikli sorunu değil ancak, üzerinde mutlaka kafa yorulması ve altyapısı oluşturulduktan sonra bir şirketin ürünlerini pazarladığı gibi reklamının yapılması gereken bir konu…
Organizasyon müthiş ama…
Bu hafta “nedendir bilinmez” aklıma bir hastane fıkrası geldi;
Temel, arkadaşıyla yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını keser.
Biraz ötede hastane vardır.
Temel:
-Ben şurada pansuman yaptırayım, der ve içeri girince karşısına iki kapı çıkar.
Birinde -Hastalıklar-, ötekinde -Yaralar- yazılıdır.
-Yaralar- kapısından girer.
Yine önünde iki kapı çıkar. Birinde -Et-, ötekinde -Kemik- yazılıdır.
-Et- kapısından girer ve yine iki kapı çıkar karşısına.
Birinde -Önemli-, ötekinde -Önemsiz- yazılarını görür.
-Önemsiz- kapısından girince kendini sokakta bulur.
Arkadaşı sorar:
-Nasıl iyi baktılar mı?
-Hayır; ama organizasyon müthişti…
Böyle “müthiş organizasyonlara” katılmamanız dileğiyle…
Yorum: Tayfun Sırman