Bu Memleketin Sahibi...
Bu memleketin sahibi bir yere mi gitti?
Bir toplumun yok oluşuna sebep olan en önemli faktörlerin başında gelir kendi değerlerine sahip çıkamamak, onu koruyamamak.
Çayını içerken gazete okuyan yaşlı bir amcanın ağzından çıkan sözdü bu “Bu memleketin sahibi bir yere mi gitti?”
Evet bir yere mi gitti?
Herkes vatansever ama ortada paylaşılamayan bir şey var sanki.
Birilerinin bir yere gittiği yok aslında, kaçan da yok. Elimizden kaçırdığımız şeylerin dışında. Hepimiz aynı suyu içtik, aynı ekmeği yedik, aynı topraklarda savaştık ve bir gün bir baktık vatansever kelimesinin anlamını yok olmuş.
Vatansever olmak suç olmuş, ayıplanır olmuş.
Kimileri buna milliyetçilik dedi kimileri sol dedi. Birde baktık ki aynı kavganın içinde milletçe farklı taraflara bölünmüşüz. Aynı şey için çırpınan ayrı insanlarız. Kendi kendimizi yok etmeye başladık. Durum giderek daha da vahim bir hal almaya başladı. Milliyetçilere ülkücülere faşist dediler, solculara da komünist…
Güler misin ağlar mısın?
Başkalarının saldırganlığına karşı direnecekken kendimize savaş açtık. Sebepsiz…
Oysa ki milliyetçilik kendi vatanını seven kendi vatandaşına sahip çıkan aynı türküleri söyleyenler değil miydi peki?
Sol dediğimiz tam anlamıyla Mustafa Kemal Atatürk değil miydi?
Düşünün?
Vatansever kelimesi kendi ülkesini seven ülkesini özgür olmasını isteyen hep ileri gitmesi çalışan değil midir?
Öyleyse neyin kavgası bu, sokakta, evde, işte…
Sol ya da sağ, neden tercih hep birinden yana, vatansever olmak varken…
Bu memleketin sahibi bir yere mi gitti yoksa sen, ben, biz, varken.
Anlamak ve direnmek, vatansever olarak, millet olarak yaşamak varken, senden olmayandan başka kime yarar bu kavga?
Üstüne üstlük oluşan kutuplaşmalar, ülkenin her yanında kendini hissettirirken, yangına körükle gitmek, insanları etiketlemek “bizden” değil diye dışlamak kimlerin ekmeğine yağ sürer acaba?
O görüşün temsilcisi, bu cemaatin, şu derneğin üyesi diye gruplandırdığımız insanların hiç mi ortak noktası kalmadı?
Daha da önemlisi siz hiç kendini bir gruba emanet edip de ihya olan birini gördünüz mü?
Ben görmedim.
Her şeyden önce biz olmak ama daha da öncesinde benlik kazanmak şart.
Tehlikeli noktalara varan bölünmüşlükler ancak bu şekilde giderilir.
Bu yüzden işimiz hiç kolay değil…
Yorum: Tayfun Sırman