Yaza Özel Eğitim Seferberliği
Yaz aylarının sıcak ve bunaltıcı havasının içinde kaybolmuş bir konudan bahsetmek istiyorum.
Bu bir eğitim seferberliği...
Yazın kavurucu sıcaklarında gerçekleştirilen ve her ne şartta olursa eğitimin gerekliliğini bir kez daha kanıtlamış olan bir seferberlik.
Bunlardan ilki mevsimlik tarım işlerinde çalışmak için ilçemize gelen ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan ailelerin çocuklarına verilen okul öncesi eğitimler.
Belki duymuşsunuzdur,
İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Yenişehir Anaokulu Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kapsamında bu ailelerin 6 yaş grubundaki çocuklarına anaokulu eğitimi veriliyor. Proje 31 Ağustos'a kadar sürecek.
Geldikleri bölgelerde, belki de anaokulunu göremeyecek, hatta okula gitmeleri konusunda bir çok engelle karşılaşabilecek minikler için bu projenin önemine gelin siz karar verin.
Proje kapsamında miniklerin velileri de unutulmadı,
Menteşe, Çayırlı ve Karasıl köylerinde kurulan özel çadırlarda mevsimlik tarım işçilerine yönelik okuma-yazma kursları açıldı.
15 Ağustos'ta sona eren kurslarda 59 kişi okuma-yazma öğrendi.
Hayatları boyunca kalem kâğıda dokuamamış insanlar çalışmaya geldikleri topraklardan okur-yazar olarak dönecekler...
Yazın başlatılan bir diğer proje de Yenişehir'de yaşayan miniklere yönelik;
Eğitimler Tahirağa İlköğretim Okulu'nda 16 öğrenciyle devam ediyor.
Projenin adı: "Yazın da gülen minik yüzler"
Bu güzel adımların atılmasıda hiç şüphesiz Kaymakam Azmi Çelik'in büyük payı var.
Açılan tüm kursları bire bir ziyaret etmesi, miniklerle tek tek ilgilenmesi bunun en büyük kanıtı.
Bu tür girişimlerin gelecekte büyük faydalar getireceğine hiç şüphem yok.
Kaymakamlık, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim Müdürlüğü ve emeği geçen tüm kurumların eğitime verdikleri önemin artarak süreceğine eminim.
Ancak gönül isterdi ki,
2009 yılı Türkiyesinde bu tür manzaralara ve bu tür seferberliklere hiç ihtiyaç duyulmasın.
Her ne sebeple olursa olsun okula gidememiş, okuma yazma öğrenememiş insanlarımız olmasın.
Ama ne yazık ki bunlar Türkiye'nin gerçekleri.
Çadırda da olsa, tarlada da olsa okuma yazma öğretmek güzel şey.
Her şeyden önce,
Evlerinden yüzlerce kilometre uzakta ekmeklerini kovalayan insanlarımızın gün sonundaki tüm yorgunluklarına rağmen öğrenme hırsıyla sıraları doldurmaları, çocuklarını bu kurslara göndermeleri daha da güzel şey.
Eğitimin yaşı yok, öğrenmenin de.
Yeterki insanın ruhu cahil olmasın...
Yeter ki insan eğitime ihtiyacı olduğunun farkına varsın...
Yorum: Tayfun SIRMAN