Yaklaşık 10 gün süren Belgrat (Sırbistan), Saray Bosna (Bosna Hersek) ve Zagreb (Hırvatistan) seyahatim sona erdi.
Edirne’den öteye geçtiğimde aklıma hep aynı soru gelir nedense. Hani bizim Belediye başkanlarımızın yönettiği şehri Avrupa Şehri yapmak gibi bir takıntısı vardır ya.
Örneğin Bursa Çekirge’de oteller bölgesinde bir pankart gözüme ilişmişti; “Avrupa Şehri Bursa…” şeklinde başlayan bir mesaj verilmek isteniyordu.
Benzer bir pankartı bir süre önce de İnegöl’de gördüm. Yine mesaj aynıydı “Avrupa Şehri İnegöl…”
Bu afişler hazırlanırken Avrupalı olmanın ölçütü ne şekilde ele alınmıştır bilemiyorum. Ama bunun sosyal bir anlam ifade etmediğinden eminim. Öyle ki, kaldırım, alt geçit, üst geçit, bat-çık, kavşak, arıtma tesisi vs. gibi yatırımlar Avrupalı olmak için tek başına yeterli değil. Çünkü bu tip hizmetler zaten bir belediyenin yapması gereken standart yatırımlardır ve Avrupa kıtasında yer almayan Tokyo, Singapur, Hong Kong gibi şehirlerde en güzel örneklerine rastlanmaktadır.
Avrupalı gibi olmak yaşayan şehirler inşa etmekten ve insanları bunun içine dahil edebilmekten geçer. Yaşam alanları kısıtlanmış ve sınırlandırılmış insan topluluklarının bulunduğu şehirlerde Avrupalılıktan söz etmek en kibar ifadeyle komiktir.
Yenişehir Belediyesi’nin, “Osmanlı Başkenti Yenişehir” söylemine önümüzdeki yıllarda Avrupa Kenti Yenişehir gibi bir iddia da eklenir mi bilmem ama eğer böyle bir düşünce varsa kendimizi bir kez daha tartmakta yarar olacaktır.
SİYASET HER YERDE
3 yıldır Yenişehir Devlet Hastanesi Başhekimliği görevini yürüten İlker Şahin’in «atama» haberini aldığımda aslında yazacak çok şey olduğunu düşünmüştüm.
Ancak, anayasanın ilk üç maddesinin bile tartışıldığı, Güney Doğu’da federatif bir yönetimin konuşulduğu, Ne Mutlu Türküm Diyene sözüne ırkçılık olarak bakılabilen, Milli Eğitimin ve Yüksek Öğretimin durumunun malum olduğu, yargının bile siyasallaştırılmaya çalışıldığı bir ortamdan Sağlık sektörünün de nasibini almış olması pek de şaşırtıcı gelmedi doğrusu. O yüzden bu konuda yorum yapmasam daha doğru olacak sanırım. Şimdilik.
BİR ÖNERİM VAR
Televizyonda yada gazetede ne zaman bir tazminat davası haberi görsem beynim hemen yorum yapmaya başlar. Davacı, tazminat hakkı kazanırsa alacağı parayı acaba nereye harcar veya nereye bağışlar gibi sorular sorarım. Kendimce cevaplar da veririm. Şu kuruma verse, şu vakfa bağışlasa nasıl olur diye düşünürüm.
Geçtiğimiz günlerde yine böyle bir düşünce kapladı beni. Çözüm bile buldum.
Belediye Başkanı Bülent Hamdi Cingil, CHP İlçe Başkanı Fahrettin Kasap hakkında 30 bin TL’lik tazminat davası açmış. Nedeni ise Cingil’in tuvalet temizliği ile görevlendirdiği bayan personelle ilgili Kasap’ın kullandığı Nazi Almanyası ve Yunan İşgali benzetmeleri.
Sonuç yargıya kalmış. Ama eğer Cingil kazanırsa bir önerim var. 30 bin TL’yi işten ayrılan bayan personele ödenen tazminatlara mahsuben belediye kasasına dâhil edebilir.
Yorum: Tayfun SIRMAN