Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
21 Ekim 2009 Çarşamba 01:20
  TAYFUN SIRMAN
  
Gelinen Nokta
 
“Askeri ve siyasal başarılar ne derece büyük olurlarsa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça yok olup gitmeye mahkûmdurlar.”
Bu söz dünyanın en büyük devletlerinin işgaline uğrayan bir coğrafyada onlara meydan okuyarak Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kuran Mustafa Kemal Atatürk’e ait.
İşte bu başarıyı kalıcı hale getirmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun ilk 10 yılında büyük atılımlar gerçekleştirmiş ekonomik bağımsızlığını kazanmak, kimseye muhtaç olmamak için çalışmıştır.
Dünden bugüne Türkiye’nin iyisiyle kötüsüyle yaşadıklarını, geçirdiği süreçleri az çok hepimiz biliyoruz.
Savaşlar, darbeler, siyasi tavizler…
Ancak ne yazık ki ekonomik zafer kazanmak için yola çıkan Türkiye Cumhuriyeti’nin gelinen noktada içinde bulunduğu durum hiç de iç açıcı değil.
Yüksek miktarda borcunun yanı sıra, kronikleşmiş sorunları var.
Ancak,
Ekonomik problemlerini çözmeden başka problemleri çözmeye kalkmak veya problemmiş gibi gösterilen konular üzerinde enerji harcamak bize ne kadar yarar sağlar pek emin değilim.
Sonra, içinde bulunduğu durum belli olan Türkiye Cumhuriyeti, yakın tarihinde gerek Amerika’ya, gerek Avrupa ülkelerine çeşitli defalar restler çekmiş, ancak ekonomik bağımsızlık konusunda sıkıntılı olması sebebiyle bunların çoğunu sineye çekmek zorunda kalmıştır.
Apo’yu saklayan İtalya,
Ermeni soykırımını tanıyan Fransa,
Ve cumhurbaşkanına “Van Münit” dediğimiz İsrail örneklerinde olduğu gibi restlerimiz hangi hükümet zamanında olursa olsun anlık olmuştur.
Bir de işin insan boyutu var;
İnsanlar ekonomik özgürlüklerine kavuşamamışlarsa,
Ve de ekonomik özgürlüğe kavuşmaları günden güne daha zor bir vaziyet alıyorsa,
Ortaya çıkacak olumsuz sonuçlar kaçınılmaz oluyor.
Ekonomik bağımlılık insandan ilk önce özgür düşünme ve özgür hareket etme özelliğini koparıp alıyor.
İnsanı sağlıksız düşünmeye iten bu durum kimilerini toplum dışına itiyor, kimilerini de uğraşılmaya değmez insan grubu içine atıyor.
Sıkıntısı olan insanlar 365 derecelik dönüşlerle farklı görünme çabası içine girebiliyorlar, kendileriyle çelişir bir hal alıyorlar.
Menfaat ilişkileri insanların hayat tarzlarını şekillendiriyor.
Umutları tükenen, zamanları daralan, yıllarca zengin olma özlemiyle yanıp tutuşan bu insanların hayal kırıklıkları onları saldırganlaştırıyor.
Bahsetmek istediğim şey zengin insan, fakir insan ayrımı değil elbette.
Konumuz kendine yeten ve kendine yetemeyen insan tipleri.
Çünkü zenginlik parayla değil, kendine yetebilmekle ölçülmeli.
Tıpkı kendine yeten ve kendine yetemeyen devletler gibi.
Tabii ki iş bu noktaya gelince yapılacak pek bir şey kalmıyor.
Yapacağımız tek şey kendi halimize şükretmek, umutsuzlara bol şans dilemek ve uğraşılmaya değmez insan tipleri listemizi belirlemek.
 
 
Yorum:Tayfun Sırman
 
 
Bookmark and Share
Bu yazı toplam 271 defa okunmuştur
YORUMLAR (2) adet
    nail amudiğ
    ZAFER İŞARETİ DEĞİL, EVLADINA KAVUŞMA SEVİNCİ!..
    ZAFER İŞARETİ DEĞİL, EVLADINA KAVUŞMA SEVİNCİ!..DAĞDAN İNME SÜRECİNİN ÖNÜNE TAŞ KOYANLARI ANALAR AFFETMEZ!..HABURDA ŞOV YAPANLAR, AVRUPADAN GELENLERİ KARŞILARKEN SESSİZ ÇOĞUNLUĞUN ÖFKESİNİ DİKKATE ALIRLAR VE AYNI HATALI TAVRI TEKRARLAMAZLAR!..Süreç nereye gidiyor?.. PKK'nın DTP bünyesine girmesine gidiyor. Şu anda PKK'nın söyleyip de DTP'nin söyleyemediği bir şey var mı?.. Bölgeyi "Kürdistan" diye nitelemek dahil. "Mahalli seçimler Kürdistan'ın haritasını çizdi" sözünü bir DTP milletvekili söyledi.DTP'ye yönelik hukuki bir yaptırım mı uygulanıyor? Anayasa Mahkemesi'ndeki kapatma davası dahil, davalar kadük olma yolunda değil mi?Evet, PKK'nın hayat alanı bitti. Amerika tarafından, PKK lider kadrosu uyuşturucu şebekesinin liderleri olarak tanımlandı. Avrupa da o yolda ilerliyor. Zaten İran, Suriye ve Irak (Bağdat yönetimi ve Iraklı Kürtler) PKKnın tasfiyesi konusunda hem fikir. PKK için terör yolu kaldı mı?.. Kalmadı. Şimdi dağa çıkan çocuklar, süklüm püklüm değil de, "onur"larıyla oradan indirilmeye çalışılıyor. Onun için "teslim olma" yerine "barış adamı" payesi veriliyor. Olsun elma şekeri her zaman iyi bir rehabilitasyon aracıdır. Yeter ki, dağdan insinler ve DTP saflarında siyaset yapsınlar. Dağdan inenler, Meclis'e gelip, DTP kürsüsünden hitap etmek istemekteymişler. Bu arada Meclis Başkanı ile de görüşmeyi arzu etmekteymişler. Olsun, ne olacak? Zaten DTP orada değil mi? Emine Ayna'dan daha fazlasını söylemeyeceklerine eminim.Bu memleket hepsine şerbetli hale geldi. Öcalan çıksa DTP ya da "Partiye bilmem ne..."nin başına geçse, sorun olmaz. Oy oranı yüzde 5-6'nın üstüne mi çıkar sanıyorsunuz? Hayır.Fakat benim dikkatimi çeken ve çok merak ettiğim birkaç hususu daha sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim. PKKlılar teslim olmaya bilmem kaç bin dolarlık ciplerle gelmişler Habur'a... Müthiş para yapmışlar demek ki... Dağda üretim müthiş! Ne üretip sattılar da aldılar bu cipleri acaba? İronik!Abdullah Öcalan'ın bir serveti var mı, ne dersiniz?... Karayılan kaç ağa eder?.. Avrupa'daki PKK'lıların serveti ölçülebilecek boyutta mıdır?..PKK'nın biriktirdiği servet, dağdaki, diyelim 5-6 bin militan arasında pay edilecek midir PKK dağılınca?Ne sorular değil mi?.. Onlar "onur" derdinde ben bölüşülecek paradan bahsediyorum. PKK-DTP, süreci baltalamanın ve tıkamanın yolunu arıyor. Böyle olunca kapsamlı bir pişmanlık yasası çıkarılması, koruculuk sisteminin kaldırılması gibi atılacak adımların da önünü tıkıyor. PKK ve uzantısı DTPnin, Türkiye kamuoyunun duyarlılıklarını provoke ederek, sadece dağdan inmek için bekleyenlerin değil, onların analarının, babalarının yanı sıra, yıllar önce PKK şiddeti nedeniyle Mahmura göç etmek zorunda kalmış binlerce vatandaşın da dönüş yoluna mayın döşüyor. Haburdan başlayarak Diyarbakırda devam eden olaylar tamamen tahrik ve provokasyon unsuru taşımaktadır. Bütün iyi niyet ve olumlu beklentilerle ters düşmektedir. Bu noktada şuna da vurgu yapmak şart. Ahmet Türkün bugün basına yansıyan Eğer Türkiye kamuoyunda oluşan tepkileri önemsemezsek, demokratik açılım sürecinin önünü tıkarız sözlerine, bence başta PKK yönetimi olmak üzere, DTPliler ve Kürt aydın-siyasetçileri kulak vermeli. Zira, ateşle oynayan ateşin içinde yanar. PKK-DTP-İmralı, tahrik etmeden, şov yapmadan, ucuz ajitasyonlarla prim yapmaya çalışmadan bu işi halletmeleri gerekiyor. Yoksa, ortada ne açılım ne de süreç kalır. Bu işte en sahici olanlar kim mi dersiniz?.. Bence analar. "Bir oğlum dağda, bir oğlum hapiste..." diyen analar var ya... İşte onların yüreği pır pır ediyordur şimdi... O zafer işaretleri PKK için mi? Sanmam. Evladına kavuşma sevincidir o. Bence PKK o analardan korksun. Zira, evlatlarının dağdan inmelerine ramak kala, bu süreci engelleyenlerden en büyük hesabı bu analar soracaktır. SON SÖZ Sürecin önünün tıkanmaması için, Haburda şov yaparak Sessiz Çoğunluğu öfkelendirenler, umarım Avrupadan gelenleri karşılarken aynı hatalı tavrı tekrar etmezler Nail Amudi
    26 Ekim 2009 Pazartesi 14:02

    nail amudi
    POPÜLİST ŞOVLAR DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİNİ ZORA SO
    POPÜLİST ŞOVLAR DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİNİ ZORA SOKAR!..İMRALI-KANDİL-DTP ÜÇLÜSÜ, AİLELERİN, DAĞLARIN VE MÜLTECİ KAMPLARINDAKİLERİN BEKLENTİLERİ BOŞA ÇIKARMAMALI VE TÜRKİYE KAMUOYUNUN DUYARLILIKLARINI DİKKATE ALMALIDIR!.. KÜRT AİLELER, ÇOCUKLARININ DAĞDAN İNMESİ SÜRECİNİN ÖNÜNÜ KESENLERDEN HESAP SORACAKTIR!.. Teslim olan 34 PKKlı törenlerle kahramanlar(!) gibi karşılanıyor, otobüsler üzerinde zafer turları atılıyor, kutlamalar yapılıyor.Merak ediyorum, bunlar neyi kutluyorlar?.. Neyin turunu atıyorlar?.. Hangi zaferden söz ediyorlar?.. Zannedersiniz ki, büyük bir marifet yapmış geri dönüyorlar. Bakınız, şunu hemen tespit etmekte yarar görüyorum. PKK denilen kanlı örgüt, çoğunluğu Kürt olmak üzere onbinlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmuş, Kürtlerin demokrasinin ve ekonominin nimetlerinden yararlanmasının en büyük engelini oluşturmuştur. Bugün gelinen noktada, ABD, Avrupa ve bölge ülkeleri tarafından yalnızlığa mahkûm edilen PKK silahlı mücadeleyi kaybetmiş, terör örgütü kimliğinin yanı sıra, uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, haraç, kara para, çocuk kaçırma vb organize suç örgütü kimliğiyle de mutlaka yok edilmesi gereken örgüt olarak ilan edilmiştir. ABD, daha önce terör örgütleri listesinde ilk sıraya koyduğu PKKnın, yönetici kadrolarını da uyuşturucu kaçakçısı ilan ederek, yakalanmaları yönünde harekete geçmiştir. Düne kadar PKKya duygusal yaklaşan Avrupa ülkeleri ise, örgütün terörist kimliğinin idrakine vararak, ardı arkası kesilmeyen operasyonlarla örgütün Avrupadaki yönetici kadrolarını birer birer yakalayarak cezaevine koymuş ve PKKnın uyuşturucu, haraç gibi finansman kaynaklarını kurutma konusunda kararlı olduğunu net bir şekilde göstermişlerdir. Yıllarca PKKyı Türkiyeye karşı kullanarak çıkar sağlayabileceğini düşünen Suriye, İran ve Irak (Irak yönetimi ve Iraklı Kürtler), örgütün ayrılıkçı ve taşeron niteliğinin farkına vararak, PKKnın bitirilmesi konusunda Türkiye ile etkili bir mücadele konusunda en üst düzeyde işbirliğine girmişler, İran Ordusu iki günde bir Kandili bombalarken, ülkesindeki örgüt mensuplarına aralıksız operasyonlar düzenlerken, Suriyede yakaladığı PKKlıları Türkiyeye iade ederek, bu konudaki samimiyetini ortaya koymuştur. Neyse uzatmayayım Zafer nutukları(!) atarak bu hezimetini gizlemeye çalışan PKK, kaybetmiştir... Yolun sonuna gelmiştir Örgütün lideri İmralı Cezaevinde ömür boyu hapse mahkûmdur. Halen hayatta olması ise, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin insafına bağlıdır. Dağdan inenlere kucak açılmasını ise, Türkiyede yaşayan sağduyu sahibi insanlarca, dağdakilerin ailelerinin Artık kan akmaması, gençlerin ölmemesi, birlikte yaşama iradesinin devam etmesi yönündeki taleplerine bir şans verilmesi arzusundandır diye düşünüyorum.PKK ve uzantısı DTPnin buradaki amacı üzüm yemek mi, yoksa bağcıyı dövmek mi, onu iyi anlamak gerekiyor. Dağdan inen PKKlılara yapılan karşılama, Türkiyede sağduyu sahibi herkesi rahatsız etmiştir. Eğer 34 kişinin gelişi, Habur önüne binlerce insanı yığıp, PKK sembolleri ve Abdullahın posterlerinin açılarak gösteriye dönüştürülmeseydi sürece katkı olarak görülebilirdi. Türkiyenin bundan sonra kapsamlı yeni adımlar atmasının önünü açar, yeni geleceklerin sınırdan geçişini rahatlatırdı. PKK, süreci desteklemek yerine kösteklemenin yolunu arıyor. Böyle olunca kapsamlı bir pişmanlık yasası çıkarılması, koruculuk sisteminin kaldırılması gibi atılacak adımların da önünü tıkıyor. Dağdakilerin yanı sıra, yıllar önce PKK nedeniyle Mahmura göç etmek zorunda kalmış binlerce vatandaşın dönüş yoluna da mayın döşüyor.Devletin, kendilerine gösterdiği hassasiyeti, aynı oranda DTP göstermiyor. DTP işi şov havasına dönüştüreceğim diye siyasi parti kimliğini yok etti ve terör örgütü PKKnın sözcüsü olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Bu durum DTPnin bundan sonraki muhataplığını tehlikeye sokmuştur ve sürece önemli bir darbe vurmuştur. PKK-DTPnin bu tavrı, demokratik açılım sürecini sabote etme girişimine dönüştürülmüştür. Kürt ailelerin beklentilerini boşa çıkarmış, dağlardaki gençlerin evlerine dönüşlerini zora sokmuştur. Son olaylar tamamen tahrik ve provokasyon unsuru taşımaktadır. Bütün iyi niyet ve olumlu beklentilerle ters düşmektedir. Dünyanın her yerinde teröristler teslim olurlar, teslim alınırlar. Ama hiçbirinde onlara böyle şölen, tören, zafer turları düzenlenmez. Dağdan inen insin, teslim olan olsun. Ancak, bunu yaparken Türkiyede yaşayan milletin acısıyla, gururuyla, duygularıyla oynanmasın. Bu noktada şuna da vurgu yapmak şart. Ahmet Türkün Devlet bir adım atarsa PKK on adım atar diyor. Devlet, bu konudaki samimiyetini ve kararlılığını uygulamalarıyla gösteriyor. Bütün tahrik dolu açıklama ve ucuz ajitasyonlara rağmen, göstericilere yönelik soruşturma açılmaması ve gelenlerin hepsinin bir gün içinde serbest bırakılmaları bile, tek başına bu samimiyetin bir göstergesidir.SON SÖZ Demokratik açılım sürecinde İmralı-Kandil-DTP üçlüsü çok önemli bir sınav veriyor. Tahrik etmeden, şov yapmadan, ucuz ajitasyonlarla prim yapmaya çalışmadan bu işi halletmeleri gerekiyor. Çocuklarının evlerine dönmeleri için Habura koşan Kürt aileler ile Iraktaki kamplarda sefalet içinde yaşayan binlerce mültecinin beklentilerini boşa çıkaracak her türlü yaklaşımdan uzak durmalılar. Türkiye kamuoyunun duyarlılığını dikkate almalılar. Yoksa, ortada ne açılım ne de süreç kalır. Tabii o zaman da başta Kürtler olmak üzere, birlikte yaşama iradesini bugüne kadar kaybetmeyen sağduyu sahibi vatandaşlar, Iraktaki terör mağdurları, PKK-DTP-İmralı üçlüsünden bunun hesabını mutlaka soracaktır. Nail Amudi
    22 Ekim 2009 Perşembe 16:06

Yazarın Diğer Yazıları

    Anket
    Bursa il ve ilçelerinde hangi dalda yarışma düzenlenmesini istersiniz?
    Dans
    Tiyatro
    Ses
BELMAN AYDOĞAN
Uzm.Dr M.Ali Çelebi
Tüm Yazarlar
    İnegölde vatandaşlar su, emlak ve benzeri borçlarını, artık T-Belediye telefon hizmeti aracılığı ile sorgulayıp, ödeyebilecekler.
    BUGİAD BAŞKANI ALİ FUAT ER, BURSA’YI ‘MARKA KENT’ YAPABİLME DOĞRULTUSUNDAKİ HİZMETLERİNDEN DOLAYI BAŞKAN ALTEPE’YE TEŞEKKÜR ETTİ.
    Linkler
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
bursabolgegazetesi.com© 2007-2008,Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanması ve Yayınlanması Yasaktır